Arama Sonuçları
Search this site
Boş arama ile 244 sonuç bulundu
- IFBBPRO FIBO 2025 DETAYLARI
IFBBPRO FIBO Yarışmalarında Derecelendirme Nasıl Yapılır? IFBB FIBO yarışmalarında dereceye giren sporcular, genellikle pozdan poza yapılan bireysel değerlendirmeler sonucunda belirlenir. Hakemler, sporcuların her bir zorunlu pozdaki performansını detaylı bir şekilde inceler ve her poza göre puanlama yapabilirler. Toplam poz puanları veya genel izlenimler üzerinden bir sıralama oluşturulur. Bu süreçte, sporcunun fiziğinin genel dengesi, kas gelişimi, kondisyonu ve sunumu gibi birçok faktör değerlendirilir. Kondisyonun Önemi Nedir ve Farklı Kategorilerde Nasıl Değerlendirilir? Kondisyon, bir sporcunun kas detaylarının ve ayrımının ne kadar belirgin olduğunu, aynı zamanda su tutma seviyesini ifade eder. Her kategoride ideal kondisyon seviyesi farklılık gösterir. Örneğin, Figure kategorisinde "çok sert" veya aşırı kaslı bacaklar istenmeyebilirken, Open Bodybuilding'de daha belirgin kas çizgileri ve ayrımı aranır. Kondisyon, sporcunun hazırlığının en önemli göstergelerinden biridir ve dereceyi doğrudan etkileyebilir. Open Bodybuilding'de Andrew'un ön yargılamada su tutarak kondisyonunun yeterli olmaması, finalde ise daha iyi bir kondisyon sergilemesi bunun açık bir örneğidir. Sunum (Posing) Derecelendirmeyi Nasıl Etkiler? Sunum, sporcunun pozlarını ne kadar iyi sergilediği ve fiziğini en iyi şekilde nasıl yansıttığı ile ilgilidir. Kaynaklarda özellikle Figure kategorisinde Jennifer'ın ve Bikini kategorisinde Victoria'nın sunumlarındaki farklılıkların altı çizilmiştir. Jennifer'ın Figure'da iyi sunumu ve Lena'nın bazı pozlarda "garip" sunumu arasındaki fark, Jennifer'ın galibiyetinde etkili olmuştur. Victoria'nın Bikini'de yetenekli bir fiziğe sahip olmasına rağmen posing sorunları, onun derecesini olumsuz etkilemiştir. Doğru posing, bir sporcunun güçlü yönlerini vurgularken zayıf yönlerini gizlemesine yardımcı olabilir. Farklı Kategorilerde Fiziğin Dengesi Nasıl Anlaşılır ve Neden Önemlidir? Fiziğin dengesi, üst ve alt vücut arasındaki orantıyı ve vücudun farklı kas gruplarının birbiriyle uyumunu ifade eder. Bikini'de Ivana'nın "kum saati" şekli ve genel dengesi bir güç olarak vurgulanmıştır. Figure'da Jenny'nin üst vücudunun çok iyi olmasına rağmen bacaklarının geri kalması bir zayıflık olarak belirtilmiştir. Classic Physique'te Momar'ın quads kaslarının üst vücuduyla dengelenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Dengeli bir fizik, her kategoride estetik ve orantılı bir görünüm için kritiktir. Classic Physique Kategorisinde Belirli Kas Gruplarının Gelişimine Örnekler Nelerdir? Classic Physique'te, belirli kas gruplarının gelişimi derecelendirmede önemli rol oynar. Kaynaklarda, Momar'ın hamstring gelişimine ihtiyacı olduğu, Valentine'ın sırtına kalınlık ve genişlik eklemesi gerektiği belirtilmiştir. Tomas'ın kol ve hamstring gelişimine odaklanması gerektiği, Alex'in göğsüne kalınlık, sırtına derinlik ve genişlik, quads kaslarına ise gelişim katması gerektiği vurgulanmıştır. Bu örnekler, Classic Physique'in belirli kas gruplarına yapılan vurguyu göstermektedir. Open Bodybuilding Kategorisinde Boyutun (Size) Önemi Nedir? Open Bodybuilding'de boyut, en belirgin kas kütlesini ve hacmi ifade eder. Kaynaklarda Andrew'un Cissan'a karşı bariz boyut farkı, birçok pozda Andrew'un üstünlüğünü sağlamıştır. Front double bicep ve Front lat spread gibi pozlarda Andrew'un "cüsseli" görünümü, Cissan'ın iyi kondisyonuna rağmen Andrew'un pozları kazanmasına yardımcı olmuştur. Open Bodybuilding'de, iyi kondisyonla birleşen etkileyici boyut, derecelendirmede güçlü bir faktördür. Open Bodybuilding'de Prejudging (Ön Yargılama) ve Finals (Finaller) Arasındaki Farklılıklar Dereceyi Nasıl Etkileyebilir? Open Bodybuilding'de ön yargılama ve finaller arasında sporcuların kondisyonunda meydana gelen değişimler, sonuçları doğrudan etkileyebilir. Andrew'un ön yargılamada su tutarak yeterli kondisyonda olmaması, Cissan'ın ön yargılamayı kazanmasına yol açmıştır. Ancak finallere Andrew'un daha iyi bir kondisyonla çıkması, pozları kazanarak yarışmayı galip tamamlamasını sağlamıştır. Bu durum, bir sporcunun yarışma süresi boyunca kondisyonunu koruma veya iyileştirme yeteneğinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Farklı Kategorilerdeki Zayıflıkların Geliştirilmesi Gereken Alanlara Örnekler Nelerdir? Kaynaklar, farklı kategorilerdeki sporcuların geliştirmesi gereken spesifik zayıflıklara örnekler sunmaktadır. Figure'da Denise'in lats genişliğini artırması gerektiği belirtilmiştir. Bikini'de Ivana'nın glutes kaslarına derinlik eklemesi, Allison'ın üst glutes kaslarının düzlüğünü gidermesi ve glutes kaslarına daha yuvarlak bir şekil vermesi gerektiği ifade edilmiştir. Open Bodybuilding'de Sergio'nun sırtına kalınlık ve genişlik, göğsüne ise kalınlık eklemesi gerektiği, Justin'in ise genel genişliğini, V-taper'ını, üst göğüs kalınlığını ve quads kaslarının gelişimini artırması gerektiği belirtilmiştir. Bu örnekler, hakemlerin sporcuların gelişim alanlarını nasıl tespit ettiğini göstermektedir.
- Progressive Overload Nedir?
Çoğumuz için kas yapma isteği, ilk kez spor salonuna gitmemizin başlıca nedenlerinden biriydi. Yine de, bunun göründüğü kadar basit olmadığını kısa sürede fark ederiz. Bu nedenle, o ilk coşku azalmaya başladığında, cesaretimizin kırılması kolaydır ve bu da bizi genellikle çevrimiçi olarak hızlı çözümler aramaya, bir kısayol bulmayı ummaya yönlendirir. Gerçek şu ki kas inşa etmek hem spor salonunda hem de dışında çok fazla zaman ve özveri gerektirir. Ve sihirli kısayollar olmasa da, gerçek ilerleme kaydetmenize yardımcı olabilecek kanıtlanmış stratejiler vardır. En etkili yöntemlerden biri kademeli aşırı yüklemedir. Progresif aşırı yüklenme antrenmanı, zamanla egzersizleri daha zorlu hale getiren bir güç antrenmanı yaklaşımıdır. Progressive Overload Nedir? Progressive Overload, adından da anlaşılacağı gibi, aşamalı aşırı yükleme, antrenmanlar sırasında kaslarınıza uygulanan stresi kademeli olarak artırmak anlamına gelir – esasen, her şey ağırlıkları artırmakla ilgilidir. Bilimsel olarak: Vücudunuzu daha ağır ağırlıklar kaldırarak, tekrarları artırarak veya daha sık egzersiz yaparak sürekli olarak zorlarsanız, kas büyümesini teşvik edersiniz ilkesine uygundur. Progresif aşırı yükleme yalnızca güç antrenmanlarına değil, diğer antrenman türlerine ve hatta günlük hayata da uygulanabilen bir prensiptir. Örneğin, haftada üç kez koşuyorsanız ve beş kez koşmaya başlarsanız, kardiyovasküler sağlığınızı, direncinizi ve dayanıklılığınızı geliştirirsiniz. Benzer şekilde, yemek pişirme gibi bir görevi düşünün: Bir tarifi ne kadar sık uygularsanız, o kadar iyi ve hızlı olursunuz ve her adımda kademeli olarak ustalaşırsınız. Talepteki bu kademeli artış, hangi aktiviteyle meşgul olursanız olun, gelişmeyi sağlar. Progressive overload uygularken doğru ekipman ve kıyafetler giymek, performansınızı artırabilir ve yaralanma riskini azaltabilir. İşte bu süreçte tercih edilmesi gereken başlıca giyim öğeleri: Ayakkabı: Antrenman sırasında ayak sağlığını korumak ve destek sağlamak için uygun spor ayakkabı modeli seçilmelidir. Sporcu Sütyeni: Kadın sporcular için, yüksek destek sağlayan sporcu sütyeni konfor ve performansı artırır. Spor Tişört: Nefes alabilir kumaşlardan yapılan, esnek ve rahat bir spor tişört seçiminde bulunun. Spor Şort: Hareket kabiliyetinizi kısıtlamayan rahat bir spor şort tercih edin. Spor Ayakkabı: Antrenman türüne göre üstün destek ve zemin tutuşu sunan bir spor ayakkabı seçilmelidir. Progressive Overload Neden Önemlidir? Progressive overload, kasların sürdürülebilir bir şekilde büyüyebilmesi ve güçlenebilmesi için kritik öneme sahiptir. Eğer sürekleyici bir yüklemeden yoksun kalınırsa, kaslar zamanla güçlerini kaybeder ve gelişimleri durur. Bu nedenledir ki antrenman rutininiz içerisinde genel yoğunluğu artırmak ve uygun yöntemlerle yüklemeleri yapmak, hem sonuç almanızı hızlandırır hem de uzun vadeli hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olur. Progressive Overload Nasıl Uygulanır? Kaslarınızın büyümesi veya günlük zorluklarınıza hazır olması için yeni zorluklara ihtiyacı vardır. Aksi takdirde, mevcut iş yüküne uyum sağlarlar ve daha fazla gelişmeyi bırakırlar. Başka bir deyişle, durgunlaşırlar. Ağırlıktaki artış, kaslarınızı artan taleplere uyum sağlamak için sürekli olarak zorlayacaktır. Bunun nedeni, ağırlık kaldırdığınızda veya direnç egzersizleri yaptığınızda kas liflerinde küçük yırtıklar oluşturmanızdır. Vücudunuz daha sonra bu mikro yırtıkları onararak kaslarınızı daha güçlü hale getirir ve gelecekte benzer zorluklarla başa çıkmaya hazır hale getirir. Bunu sürdürmek için zamanla egzersizlerin ağırlığını, tekrarlarını veya yoğunluğunu kademeli olarak artırmanız gerekecektir. Progressive overload’u uygulamak için dikkat edilmesi gereken çeşitli yöntemler vardır: Ağırlıkları Yavaşça Artırma: Her antrenman seansında 2.5 – 5 kg gibi küçük artışlarla ağırlıkları artırmak. Tekrar Sayısını Arttırma: Aynı ağırlıkla yaptığınız tekrar sayısını zamanla artırarak zorluğu artırmak. Antrenman Sırasındaki Dinlenme Sürelerini Kısaltma: Dinlenme süresini azaltarak kaslara daha fazla yük bindirmek. Forma ve Tekniğe Odaklanma: Ağırlık yerine form ve tekniği geliştirmeye öncelik vermek. Progressive Overload ile Kas Gelişimi Arasındaki Bağlantı Fitness rutininize kademeli aşırı yüklemeyi dahil etmek, sürekli kas büyümesini ve güç ve dayanıklılık kazanımlarını garantilemenin güçlü bir yoludur. Ancak, beslenmenin ve dinlenmenin kas büyümesinde de önemli bir rol oynadığını unutmamak önemlidir. Ve unutmayın: kas inşa etmek sadece daha ağır ağırlıklar kaldırmakla ilgili değildir; tutarlı kalmak, sabırlı olmak ve antrenman rejiminizde bilinçli ayarlamalar yapmakla ilgilidir. Hipertrofi (Kas Büyümesi): Artan yüklenme, kas liflerini mevcudiyetlerinden daha fazla çalıştırarak mikro yaralanmalara yol açar. Bu yaralanmalar, kasların onarımı sırasında büyümesine ve güçlenmesine yol açar. Böylece kasların hacmi artar ve güç kazanımı sağlanır. Sinir Sistemi Adaptasyonu: Güç kazanımı, yalnızca kas liflerinin büyümesiyle değil, aynı zamanda sinir sisteminin de uyum sağlamasıyla gerçekleşir. Zamanla, kaslarımızın daha etkili bir biçimde çalışabilmesi için sinir sistemi daha fazla motor üniteyi aktive eder. Bu sayede çeşitli egzersizlerdeki genel performans artar. Zorluk Derecesinin Önemi: Kasları sürekli olarak zorlamak, gelişim sürecini hızlandırır. Aynı yükle devam etmek, kas adaptosyonunun durmasına ve tıkanmasına neden olacaktır. Bu yüzden, sporcuların antrenman programlarını düzenli olarak güncellemeleri ve zorluk derecesini artırmaları önemlidir. Progressive Overload İçin En İyi Stratejiler Her seviyeden sporcu için progressive overload teknikleri, uygun stratejilerle uygulanmalıdır: Yeni Başlayanlar İçin: Ağırlık artırmak yerine, form geliştirme ve tekrar sayılarına odaklanmak. Temel hareketleri doğru bir şekilde öğrenmek önemlidir. Orta Seviye Sporcular İçin: Ağırlıkları %2-5 oranında artırarak düzenli bir şekilde ilerlemek. Gelişimi sürdürebilmek için sistematik bir yaklaşım benimsemek önemlidir. İleri Seviye Sporcular İçin: Dinamik yüklenme, superset ve drop set gibi tekniklerle yoğunluğu artırmak. Bu yöntemler, kasları daha fazla zorlayarak daha hızlı adapte olmalarını sağlar. Progressive Overload Yaparken Kaçınılması Gereken Hatalar Progressive overload uygularken aşağıdaki hatalardan kaçınılmalıdır: Aşırı Yükleme: Çok hızlı bir şekilde ağırlık ya da tekrar sayısının artırılması, kas yaralanmalarına yol açabilir. Yetersiz Dinlenme: Kasların onarıma ihtiyaç duyduğunu göz önünde bulundurarak yeterli dinlenme süreleri tanımak önemlidir. Teknikten Ödün Vermek: Hedefin ağırlık kazanımı olması, antrenman tekniklerinden ödün verilmesini gerektirmez. Doğru formda çalışmak her zaman öncelikli olmalıdır. Progressive overload, kas gelişiminin temel taşlarından biridir ve düzenli ve sistematik bir yaklaşım gerektirir. Her antrenman seansında kademeli ve dikkatli bir şekilde yüklenme artışı sağlamak, kasların sürekli olarak gelişimini ve güçlenmesini destekler. Sağlıklı ve güvenli bir antrenman süreci için bu stratejilerin uygulanması, spor hedeflerinize ulaşmanızı kolaylaştıracaktır. Kendiniz için en uygun yöntemleri belirleyerek antrenmanlarınıza yön verin ve kendinizi daha güçlü hissetmeye başlayın!
- Vücut Geliştirme Antrenörü Çocuk ilaç satmakdan ve Pornografi Suçlamalarından 20 Yıldan Fazla Hapis Cezasına Çarptırıldı
Charlottesville merkezli antrenör Elliott Atwell Çarşamba öğleden sonra mahkum edildi. 35 yaşındaki bir vücut geliştirme antrenörü federal çocuk istismarı ve çocuk pornografisi suçlamalarıyla 20 yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı. Elliott Atwell, birden fazla çocuğu cinsel olarak sömürmesi ve çocuk pornografisi suçlarından dolayı uzun süre hapis cezasına çarptırılmış bir kişi. Daha detaylı olarak: Çocukları Sömürmesi: Atwell, uzun yıllar boyunca en az altı çocuğu manipüle ederek onlardan cinsel içerikli videolar çekmelerini istemiş. Çocukların güvenini kazanmak için hediyeler vermiş, hatta cinsel aktiviteler için kullanabilecekleri eşyalar göndermiş. Çocuk Pornografisi: Çocuklardan elde ettiği bu videoların yanı sıra, bilgisayarında çok sayıda çocuk pornografisi materyali bulunmuş. Hukuki Süreç: Bu suçlardan dolayı tutuklanan Atwell, suçunu itiraf etmiş ve 254 ay yani yaklaşık 21 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Neden Önemli Bir Durum? Bu olay, çocukların çevrimiçi ortamda maruz kaldığı tehlikelere ve çocuk istismarının ne kadar yaygın olduğuna dikkat çekiyor. Aynı zamanda, çocukların güvenliğini sağlamak için ailelerin, eğitimcilerin ve toplumun genelinin daha bilinçli olması gerektiğini gösteriyor. Daha Fazla Bilgi İçin: Bu konu hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz, aşağıdaki kaynakları inceleyebilirsiniz: Özetle: Elliott Atwell, çocuklara yönelik iğrenç suçlar işlediği için hak ettiği cezayı almıştır. Bu olay, çocukların korunması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Not: Bu tür suçları işleyen kişilere karşı sıfır tolerans politikası uygulanmalı ve çocuklar her türlü istismardan korunmalıdır. 2024'te suçunu kabul eden Charlottesville merkezli Elliott Atwell, altı yıl boyunca en az altı çocuğu istismar etti. Çarşamba günü, federal bir hapishanede resmen 254 ay hapis cezasına çarptırıldı. Elliott Atwell Çocuk İstismarı Davasında Ceza Aldı Elliott Atwell, kendisini lise sporcularıyla çalışan bir çevrimiçi vücut geliştirme koçu olarak tanıttı. Aralık 2013 ile Nisan 2020 arasında Atwell, altı küçük çocuğu cinsel açıdan açık davranışlarda bulunurken kendilerini kaydetmeye ve ardından kayıtları kendisine göndermeye ikna etti. Atwell'in bu tür davranışlarla suçlanması ilk kez değildi. Sosyal medyada Atwell'in davranışları hakkında çok sayıda şikayet oldu. Müşterilerle yapılan iddia edilen konuşmaların birçok ekran görüntüsünde Atwell'in cinsel açıdan açık videolar ve fotoğraflar istediği görülüyor. FBI, Atwell'in iCloud hesabını aradı ve hesapta 300'den fazla küçük çocuğun cinsel olarak açık davranışlarda bulunduğuna dair fotoğraf ve video vardı. 2020'de Atwell, 16 yaşındaki bir erkek güçlendirici hap gönderdikten sonra tutuklandı ve suçlandı. FBI bu davayı kapsamlı bir şekilde araştırdı. FBI Richmond Bölümü'nden Sorumlu Özel Ajan Stanley M. Meador da mahkumiyetin ardından bir açıklama yaptı: "FBI Richmond, çocuk istismarı mağdurları için adalet arama konusundaki kararlılığından taviz vermiyor. Bugünkü suçlu kararı, ajanlarımız ve analistlerimizin yıllarca süren amansız çalışmalarının ve özverilerinin doruk noktasıdır. Ortaklarımızla birlikte FBI, zararlı avcıları toplumlarımızdan uzaklaştırarak çocuklarımızı korumaya devam edecektir."
- Neye Reklam Yazmalıyız?
OZAN SIHAY TEŞEKKÜR EDERİM >BU BİLGİ İÇİN. Geçtiğimiz günlerde Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen Sorumlu Sosyal Medya Etkileyicileri Eğitimi'ne katıldım. Bu eğitim, sosyal medya etkileyicilerinin pazarlama faaliyetlerini hukuki ve etik sorumluluk çerçevesinde yürütmelerini sağlamak amacıyla Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu, Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ve Reklam Özdenetim Kurulu işbirliğiyle düzenlenen bir programdır. Bu eğitimde edindiğim önemli bilgileri sizlerle paylaşmak ve hep birlikte sorumlu reklamcılık konusunda farkındalık yaratmak istiyorum. 2025 itibariyle İnternet cezaları 862.580 - 8.635.800 S: Reklam nedir? C: Sosyal medyada bir ürün, hizmet veya markayı yönlendirme/pazarlama amacıyla tanıtıyorsan bu “reklam”dır. Bir menfaat (ücret, hediye, komisyon, indirim vb.) alıyorsan veya takipçileri o ürün/hizmete yönlendiriyorsan “reklam” olarak belirtmen gerekir. Benim görüşüm: İzleyiciyi kandırmamak için baştan reklam olduğunu belirtmek en doğrusu. S: “Reklam değildir” ifadesi kullanabilir miyim? C: “Reklam değildir” şeklinde bir ibare kullanmak yasal veya pratik açıdan geçerli sayılmıyor. Eğer herhangi bir ticari anlaşma ve yönlendirme yoksa zaten “reklam” etiketi koymana gerek yok. Benim görüşüm: Bu ifadeyi kullanmak kafa karışıklığı yaratabilir, şeffaflığını koru. S: Bir markayı övüp takipçileri o markaya yönlendirirsem ne olur? C: Ticari anlaşma olsun olmasın, bariz yönlendirme ve övgü yapıyorsan “reklam” ibaresi eklemek gerekir. Aksi halde yanlış anlaşılma ve hukuki sorunlar ortaya çıkabilir. Benim görüşüm: Takipçilerin, içeriğin hangi amaçla oluşturulduğunu bilmeye hak sahibidir. S: Kendi paramla aldığım bir ürünü tanıtırken “reklam” yazmalı mıyım? C: Düzenli bir anlaşma veya komisyon yoksa reklam değil. Fakat sürekli aynı markayı övüyorsan veya o markayla gizli bir anlaşman varsa “reklam” yazman gerekir. Maliye konuları da bu sürekli tanıtımlarda devreye girebilir. Benim görüşüm: Dürüstlük en iyisi. “Şu ürünü kendim satın aldım, bir sponsorluk yok” diye özellikle belirtmek izleyiciyi rahatlatır. S: Ürün arka planda bir kere göründü, reklam mı bu? C: Tek seferlik veya tesadüfi görünüm reklam sayılmaz. Eğer marka tekrarlı şekilde öne çıkarılıyor veya bir menfaat ilişkisi varsa, reklam yazmalısın. Benim görüşüm: Gerektiğinde izleyiciyi bilgilendirmen iyi olur; şeffaf duruşun güvenirliğini artırır. S: Markanın adı görünüyor ama içeriğim o markayla alakalı değil. Reklam yazmalı mıyım? C: Hayır. Eğer içeriğin ana konusu marka değilse, onu övücü şekilde anlatmıyorsan ve bir ticari anlaşma yoksa “reklam” ifadesi kullanmana gerek yok. Benim görüşüm: Markayı sadece “arka planda gösterme” ile menfaat ilişkisi aynı şey değil. Önemli olan yönlendirme yapıp yapmadığın. S: Netflix’te izleyebileceğiniz en iyi 10 film içeriği “reklam” sayılır mı? C: Eğer Netflix veya filmlerle ilgili bir ticari anlaşma, ücret, hediye ya da komisyon gibi bir menfaatin yoksa, bu sadece kişisel önerilerden oluşan editoryal bir içeriktir ve “reklam” sayılmaz. Ancak Netflix’ten sponsorluk veya benzeri bir kazanç elde ediyorsan ve takipçilerini o platforma “şu linkle gidin, indirim var” gibi yönlendiriyorsan, “reklam” ibaresi eklemek gerekir. Benim görüşüm: Sadece kişisel deneyim ve tercihlerini paylaşıyorsan, bu bir reklam değildir. Ticari bir menfaat varsa mutlaka baştan belirtmelisin. S: Bir mekana konum verirsem reklam sayılır mı? C: Konum eklemen tek başına reklam olmayabilir. Ama mekânı açıkça övüyorsan veya anlaşman varsa, “reklam” yazmalısın. “Şu mekâna mutlaka gidin, indirim kodu var” gibi yönlendirme, reklam kapsamına girer. Benim görüşüm: Basit paylaşım farklı, övgü-yönlendirme farklı. İkisini ayırmak önemli. S: “Reklam” veya “İşbirliği” ifadesini # ile mi yazmam gerek? C: Hayır. #Reklam şeklinde bir zorunluluk yok. “Reklam,” “Sponsorlu İçerik,” “İşbirliği” gibi ibareleri net şekilde yazman yeterli. Benim görüşüm: Önemli olan, takipçinin “Bu içerik reklam mı, değil mi?” sorusuna net cevap bulması. S: İndirim kodu paylaşıyorum, ama ben para kazanmıyorum. Reklam olarak işaretlemem mi lazım? C: Eğer indirim kodu senin takipçilerine özel oluşturulduysa ve doğrudan satışları artırmaya yönelik bir yönlendirme varsa, bu markaya bir fayda sağlayabilir. Ticari menfaat direkt sana dönmüyor olsa bile, takipçileri yönlendirmiş oluyorsun. “Reklam” ibaresi kullanman daha uygun olur. Benim görüşüm: İndirim kodu “masum” görünse de, yönlendirici bir etki taşıdığı için açıklamak şeffaflık adına önemlidir. S: Bir etkinliğe davet edildim, davetiye ve uçak biletleri markadan geldi. Bu bir reklam mı? C: Eğer etkinliği veya markayı övüyor, takipçileri oraya yönlendiriyorsan ve karşılığında maddi/manevi menfaat alıyorsan, bu “reklam” kategorisine girer. Davet biletleri hediye edilse bile, içerikte tanıtım varsa “reklam” etiketini kullanmak daha doğru. Benim görüşüm: Ücretsiz davetiyeler de sonuçta bir menfaattir; şeffaf olursan izleyicinin güvenini korursun. S: Astrolog, medyum veya “büyü” konularında reklam yapılabilir mi? C: Hayır. Bu alanlarda tanıtım veya reklam yapmak çoğunlukla yasal ve etik açıdan sorunlu. Konum vermek ya da “DM’den ulaşın” şeklinde yönlendirme yapmak da yasaklanmış durumda. Benim görüşüm: Bu tür konular yasal boşluklara ve şikâyetlere çok açık, uzak durmak en iyisi. S: Peki sağlık alanındaki tanıtımlar için durum nedir? C: Sağlık hizmetleri, klinik tanıtımı veya doktor yönlendirmesi kural ve etik açısından sıkıntılı. Özellikle “şu doktora mutlaka gidin” veya “şu klinikten tedavi aldım harika” gibi açık yönlendirmeler yasak. Benim görüşüm: Sağlık hassas bir konu; yanlış yönlendirmeden kaynaklanan hukuki ve etik sorunlar yaşanabilir. S: Avukatlık veya hukuk hizmetleri hakkında reklam yapabilir miyim? C: Avukatlık reklamları da yasak kapsamında. Avukatlık mesleğinin tanıtımı ve danışmanlığına dair yönlendirmeler doğrudan “reklam” olarak kabul ediliyor ve etik kurallara aykırı. Benim görüşüm: Hukuki açıdan da, mesleki açıdan da bunu yapmamak daha güvenli. S: Takviye edici gıda veya ilaçlarla ilgili paylaşımlar nasıl olmalı? C: Yasal Onaylar: Takviye edici gıdaların üretimi veya ithalatı için Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan onay, “sağlık beyanı” kullanmak için ayrıca Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumların izni gerekir. İlaç Gibi Gösterme Yasağı: Takviye gıdalar “ilaç gibi” tanıtılamaz. Hastalıkları teşhis veya tedavi ettiği yönünde reklam-tanıtım yapmak yasaktır. Bilimsel Temel: “Şunu kullandım, hemen iyileştim”, “Bu takviye tüm hastalıklarınıza iyi gelir” gibi bilimsel dayanağı olmayan, abartılı iddialar kılavuza aykırı. Reklam İbaresi: Ticari menfaat varsa, paylaşımın başında veya görünür bir yerinde “reklam” olduğunu belirtmelisin. Benim görüşüm: Sağlık konuları çok hassas. Gıda takviyeleri ve ilaçlarla ilgili reklam yaparken yanlış veya abartılı beyanlar hem yasal hem de etik açıdan sorun çıkarır. S: Son olarak dikkat edilmesi gerekenler neler? C: Ticari anlaşma, komisyon veya menfaat varsa “reklam” yaz. Sağlık, avukatlık, büyü/medyum konularında tanıtımlar yasaklı veya çok kısıtlı. Takviye gıdalar/ilaçlarla ilgili abartılı sağlık iddiaları yapmak riskli. Sırf “arka planda göründü” diye reklam etiketi gerekmez, ama yönlendirme varsa mutlaka belirt. Kendi satın aldığın ürünü tanıtırken devamlılık, anlaşma veya övgü var mı yok mu, ona göre karar ver. Benim görüşüm: Sosyal medya içeriklerinde doğru bilgi vermek, yasal düzenlemelere uymak ve en önemlisi güvenilirliğini korumak için şeffaf olmak şart.
- SİBER ZORBALIK VE SOSYAL MEDYA FENOMENLERİNİN TOPLUMA KARŞI SORUMLULUKLARI
TÜRKİYE GENELİNDE FİTNESS VE VÜCUT GELİŞTİRME FENOMENLERİ BİZİM KONUMUZ; ÖZELLİKLE TÜRKİYE GENELİNDE İLAÇLAR YANİ DOPİNG KONUSU ALMIŞ BAŞINA GİDERKEN SADECE İZLENME İLAÇ SATIŞI AYNIZA AMANDA ONLİNE KOÇLUK SATIŞLARI NOKTASINDA YAPTIKLARI İÇERİKLERDE TOPLUMUN ÖZELLİKLE BİLİNÇLİNÇSİZCE SADECE SEYRETME GÜDÜSÜ ÜZERİNDEN GELİR ETME ÇALIŞAN BİR KİTLE MEVCUTTUR. Sosyal medya fenomenlerinin topluma karşı önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Geniş kitlelere ulaşabilmeleri ve takipçileri üzerinde etkili olabilmeleri nedeniyle, paylaşımlarının ve davranışlarının sonuçlarını göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. İşte sosyal medya fenomenlerinin topluma karşı başlıca sorumlulukları: 1. Doğru ve Güvenilir Bilgi Paylaşımı: Fenomenler, paylaştıkları bilgilerin doğruluğundan emin olmalıdır. Yanlış veya eksik bilgiler, toplumda yanlış anlaşılmalara ve olumsuz sonuçlara yol açabilir. Özellikle sağlık, siyaset, ekonomi gibi hassas konularda bilgi paylaşırken daha dikkatli olmalı, güvenilir kaynaklara dayandıklarından emin olmalıdırlar. Yanlış bilgi paylaştıklarında bunu düzeltmek ve özür dilemek de sorumlulukları arasındadır. 2. Etik Değerlere Saygı: Fenomenler, paylaşımlarında etik değerlere, kültürel normlara ve toplumsal hassasiyetlere saygı göstermelidir. Nefret söylemi, ayrımcılık, şiddet veya kötü örnek oluşturabilecek içeriklerden kaçınmalıdırlar. Küfür, argo ve aşağılayıcı ifadeler kullanmamaya özen göstermelidirler. 3. Reklam ve İşbirliklerinde Şeffaflık: Ücretli tanıtım veya sponsorlu içerik paylaştıklarında, bunun reklam olduğunu açıkça belirtmelidirler. Bu, takipçilerin içeriğin tarafsızlığını değerlendirmesine yardımcı olur. Yanıltıcı reklamlar yapmamalı, ürün veya hizmetler hakkında doğru bilgiler vermelidirler. 4. Olumlu Rol Model Olma: Fenomenler, özellikle genç takipçileri için birer rol model olduklarının farkında olmalıdırlar. Davranışları, paylaşımları ve söylemleriyle olumlu örnek teşkil etmelidirler. Sağlıklı yaşam tarzı, çevre bilinci, toplumsal sorunlara duyarlılık gibi konularda farkındalık yaratabilirler. 5. Eleştirel Düşünceyi Teşvik Etme: Takipçilerini sorgulamaya, araştırmaya ve eleştirel düşünmeye teşvik etmelidirler. Tek yönlü bilgi akışı yerine, tartışma ve fikir alışverişine açık olmalıdırlar. 6. Yasalara Uygunluk: Fenomenler, paylaşımlarında telif haklarına, gizlilik kurallarına ve diğer yasal düzenlemelere uymalıdır. Sonuç olarak: Sosyal medya fenomenleri, sahip oldukları etkileşim gücünün farkında olarak, topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmelidirler. Doğru bilgi paylaşımı, etik değerlere saygı, şeffaflık ve olumlu rol model olma gibi sorumluluklar, daha sağlıklı ve bilinçli bir toplumun oluşmasına katkıda bulunur. Ek olarak, aşağıdaki konular da önemlidir: Medya Okuryazarlığı: Fenomenlerin de medya okuryazarı olması ve takipçilerini bu konuda bilinçlendirmesi önemlidir. Çocukların Korunması: Çocukların gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklerden kaçınılmalıdır. Siber Zorbalıkla Mücadele: Fenomenler, siber zorbalığa karşı durmalı ve bu konuda farkındalık yaratmalıdır.
- 2019 NPC TURKEY ANATOLIA CLASSIC ARSIV
RESİM GALERİSİ BİR KISMI NPC AMERİKA RESMİ LİNK https://contests.npcnewsonline.com/contests/2019/regional_anatolian_classic/ Bursada düzenlediğimiz NPC TÜRKİYE ANATOLİA CLASSİC EMEĞİ GEÇEN BİZİM YANIMIZDA GÖREV ALAN HERKESE BİR KEZ DAHA ANMAK VE TEŞŞEKKÜR ETMEK İSTİYORUM.
- ExpoSport 2024 Fuarı’nda SSN ve vucuthocasi Büyük İlgi Gördü ve NPC TÜRKİYE
ExpoSport 2024 Fuarı’nda SSN ve vucuthocasi Büyük İlgi Gördü Can duran Ünal İzmir fuar yapmış olduğu organizasyon fuar alanın inanılmaz canlanmasına sebep oldu, bu ilgi Türkiyenin her bir noktasından büyük bir ilgi gördü. Rekk Sporcu Gıdalarının Sahibinin yapmış olduğu atılımla beraber can ünal ile çalışma kararları ne kadar doğru bir karar olduğunu fuar bittikden sonra anlaşıldı. Türkiye’nin en büyük ve güvenilir sporcu gıdaları üreticilerinden Rekk Sporcu Gıdaları , Türkiye’nin en çok satan markalarından SSN Sports Style Nutrition ve diğer tüm markaları ile birlikte ExpoSport 2024 Fuarı’na katılarak büyük bir etki yarattı. Uzun bir aradan sonra Türkiye’de gerçekleştirilen NPC (The National Physique Committee) etkinliğinde SSN birçok ünlü sporcusunun katılımıyla dikkat çekti. Fuarda, Amerika, Rusya, İspanya ve İran gibi ülkelerden gelen ünlü IFBB Pro ve Mr Olympia sporcuları, Türk spor severlerle buluştu. Bu buluşmayı sağlayan can duran ünal sosyal medya ismi ile tanınan @vucut.hocasi Türkiye inanılmaz bir organizasyonu gerçekleştirdi Türkiyede İzmir getirdiği sporcular fuar alanında ssn standında büyük ilgi gördü. Victor Martinez, Sergio Olivia Jr., Ifbb Pro Artem Puchkov, Ivanna Escandar, Morteza mashayekh Mehdi sabzevari, Iman rezayi, Masoume moharrami , gibi birçok isim, SSN standında bir araya geldi ve katılımcıları heyecanlandırdı. Etkinlikte birçok influencer ve tanınan Türk sporcu ve antrenör isim de SSN standında sevenleriyle buluştu. Bununla da yetinmeyen SSN , Can duran ünal anlaştığı menejer ve çıkarttığı İran’dan getirdiği 20 yarışmacı ve ünlü İranlı koçlarıyla birlikte NPC yarışmasına büyük bir heyecan kattı bu heyecanla yetinmeyen ekip Procard larıda kazandı. SSN’in İranlı takımı İzmir’deki etkinlikte boy göstererek, Türk spor camiasıyla buluşma ve boy gösterme fırsatı yakaladı. Fuarda Altı adet Pro Card’ın Beş tanesini kazanan Iranlı Sporcular, Yedi altın madalya, Dört Gümüş, İki Bronz Madalya ve Üç defa Dördüncülük kazandı. Madalya ve Pro Cardlarını alan sporcular, SSN standında başarılarını kutladı. Fuarın diğer müsabakalarına da sponsor olan SSN, etkinlikte en çok dikkat çeken ve katılımcıları ağırlayan firma olurken.Türkiye önümüzdeki süreçde baya bir SSN firması ile Can duran Ünal konuşacağı kesin. ExpoSport 2024 te adından çokça söz ettiren SSN ve can duran ünal fitness tutkunları için unutulmaz bir deneyim sundu. https://www.ifbbprocoach.com/ https://www.ssnsports.com.tr/
- 2024 Yılında Fitness Sektöründe Öne Çıkan Trendler ve İstatistikler
2024 yılını yarılamışken, fitness endüstrisi, teknolojik ilerlemeler, değişen tüketici tercihleri ve bütünsel sağlığa artan vurgu ile gelişmeye devam ediyor. Bu makalede, dünyada yaklaşık 244 milyar dolar değerinde ve yıllık %5-10 büyüme oranına sahip bu dinamik piyasayı şekillendiren ana trendler ve istatistikler ele alınacak. Teknolojik Entegrasyon Fitness endüstrisindeki en önemli trendlerden biri, teknolojinin derinleşen entegrasyonu. Özellikle online fitness pazarının, 2027 yılına kadar 59 milyar dolara ulaşması ve önemli bir büyüme görmesi bekleniyor. Bu büyüme, sanal gerçeklik antrenmanları, fitness uygulamaları ve giyilebilir teknoloji gibi dijital fitness çözümlerinin yaygın olarak benimsenmesiyle tetiklendi. Bu araçlar, kullanıcılara evlerinin konforunda kişiselleştirilmiş ve erişilebilir fitness deneyimleri sunarak daha esnek fitness çözümlerine yönelik bir geçişi yansıtıyor. Kapsayıcı ve Psikolojik Sağlık Yaklaşımları Endüstri, fiziksel zindeliğin yanı sıra zihinsel sağlığa da giderek daha fazla odaklanıyor. Farkındalık ve meditasyon, modern yaşamın stres ve kaygılarını ele alarak fitness programlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bu trend, fitness’ın yalnızca fiziksel görünümle ilgili olmaktan çıkıp psikolojik ve duygusal sağlığı da içeren daha kapsamlı bir yaklaşıma doğru kaydığını vurguluyor. Yoga ve pilates gibi uygulamaların popülaritesi, zihinsel iyilik halini ve fiziksel zindeliği artırmadaki faydalarıyla büyümeye devam ediyor. Kişiselleştirilmiş ve Topluluk Odaklı Fitness 2024 yılında küçük grup derslerinin, kişisel antrenmanların ve fonksiyonel fitness’ın ivme kazandığı bir yıl oluyor. Bu antrenmanlar, sadece fitness değil, aynı zamanda katılımcılar arasında topluluk ve sosyal bağlar oluşturmayı da hedefliyor. Küçük grup ortamları, maliyet etkin antrenman seçenekleri sunar ve katılımcılar arasında arkadaşlık geliştirerek motivasyonu ve katılımı artırır. Günlük aktiviteleri taklit eden egzersizleri içeren fonksiyonel fitness, pratik faydaları ve sunduğu çeşitlilik nedeniyle özellikle popülerdir. Yeni Pazarlar ve Demografik Değişimler Fitness endüstrisi, demografik açıdan da önemli değişimler yaşıyor. Yüksek katılım seviyeleri ve belirli fitness tercihleri nedeniyle Y kuşağı (Millennials) ve Z kuşağı, kilit tüketici segmentleri olarak öne çıkıyor. Örneğin, Y kuşağı, butik fitness stüdyolarına ve kişiselleştirilmiş antrenman rejimlerine özellikle ilgi gösteriyor. Öte yandan, Z kuşağı, teknolojiye yatkın ve esnek yaşam tarzlarıyla uyumlu olarak çevrimiçi ve talep üzerine fitness çözümlerini tercih ediyor. Abonelikle Fitness Hizmeti Fitness sektöründe hizmet kavramı giderek daha yaygın hale geliyor. Spor salonları ve fitness sağlayıcıları, fitness programlarına, kişisel antrenman seanslarına ve beslenme rehberliğine sürekli erişim sağlayan abonelik tabanlı hizmetler sunuyor. Üyelere kapsamlı bir hizmet sunmak, işletmelerin uzun vadeli müşteri ilişkilerini geliştirmelerine yardımcı oluyor. Büyüme Alanları ve Pazar Potansiyeli ABD, en büyük pazar olarak kalırken, Asya-Pasifik, fitness endüstrisinde en hızlı büyüyen bölgedir. Ancak Türkiye gibi sağlık ve zindelik hizmetlerine olan talebin hızla arttığı daha az doygun pazarlarda önemli fırsatlar bulunmaktadır. Türkiye’de artan sağlıklı yaşam bilinci ile fitness sektörüne yönelim her geçen gün artış gösteriyor bu durum da pazarın büyümesini ciddi oranda etkiliyor. Özetle, 2024 yılında fitness endüstrisi, daha entegre, kişiselleştirilmiş ve teknolojik olarak gelişmiş fitness çözümlerine doğru bir kayma eğilimindedir. Dijital teknolojilerin yaygınlaşması, çevrimiçi fitness çözümlerinin benimsenmesi ve zihinsel sağlık odaklı bütünsel yaklaşımlar, bu sektörün dinamik yapısını şekillendiren ana etkenlerdir. Sanal gerçeklik antrenmanları, fitness uygulamaları ve giyilebilir teknoloji gibi dijital araçlar, kullanıcıların evlerinin konforunda kişiselleştirilmiş ve erişilebilir fitness deneyimleri yaşamasına olanak tanımaktadır. Bu teknolojiler, bireylerin antrenmanlarını daha etkili bir şekilde takip etmelerini, sağlık verilerini analiz etmelerini ve kişisel hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırmaktadır. Piyasa gelişmeye devam ederken, bu trendler fitness’ın geleceğini şekillendirecek ve modern tüketicilerin çeşitli ihtiyaçlarını karşılayan daha kapsamlı ve bütünsel bir sağlık ve zindelik yaklaşımını vurgulayacaktır. Bu dönüşüm, tüketicilere daha esnek, erişilebilir ve kişiselleştirilmiş fitness çözümleri sunarak, sektörün sürdürülebilir büyümesini destekleyecektir.
- Anabolik Steroidler Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Hazır olimpiyatları konuştuğumuz bu dönemde, bir dönem doping amaçlı kullanılmış olan, günümüzde olumsuz etkilerine karşı farkındalığın artmış olmasıyla birlikte kullanımı görece azalmış olsa da önemli sağlık sorunlarına neden olabilecek anabolik steroidler (AS) hakkında yazmak istedim. Anabolik-androjenik steroidler sentetik testesteron türevleri olup anabolik etkileri ile iskelet kası gelişimini arttırırken, androjenik etkileriyle de kullanıcının cinsiyetinden bağımsız olarak erkek cinsiyet karakteristiklerinin gelişmesine neden olurlar.1 Tarihçe Tarihçeye bakacak olursak performans arttırıcı maddelerin kullanımının antik Yunan’a kadar dayandığı bilinmektedir. Anabolik steroidlerin hayatımıza girişi ise 1935’de testesteronun sentezi ile olmuş ve o dönem depresyon tedavisinde kullanılmıştır. Kullanımı giderek yaygınlaşmış ve profesyonel sporcular arasında kötüye kullanımı başlamıştır; 1954 olimpiyatlarında Rus haltercilere testesteron verilildiği bilinmektedir. AS kullanımını belirleyebilecek testler ancak 1974’te geliştirilebilmiş ve 1976 itibariyle kullanımı yasaklanmıştır1. 80’lerden sonra kullanımı genel toplumda da artmaya başlamış ve atletik performanstan ziyade, sıklıkla kişisel görüntüyü iyileştirme amaçlı kullanılır olmuştur. Epidemiyoloji Anabolik steroid kullananların çoğu 20-30 yaş bandındaki erkeklerdir. Kas dismorfisi gibi bedensel algı bozuklukları olanlar, rekabetçi sporlarla uğraşanlar ve vücut geliştiriciler risk grubunu oluşturur2. AS kullanımı 2000’lerin başlarına oranla azalmış olmakla birlikte, Avrupa’da 3 milyondan fazla aktif kullanıcı olduğu tahmin edilmektedir. Kullanım Şekilleri Anabolik steroidler piyasada “roids” veya “juice” gibi isimlerle bilinirler. Oral veya intramüsküler kullanımları mevcuttur. Oral alımda vücuttan klerensi daha hızlı olacağından genellikle bu yol tercih edilir. Kullanım paterni farklılık gösterebilir. Genellikle çoklu doz AS’in belli bir dönem alınıp, sonra bir dönem bırakılması ve daha sonra yeniden başlanması şeklinde “siklik” kullanılır. “İstifleme” şeklinde kullanımda iki veya daha fazla AS birlikte kullanılır, oral ve IM formlar hatta bazen veterinerlikte kullanılan formlar bir arada kullanılır. Bu kullanım şeklinde kullanıcı ilaçların sinerjistik bir etkiyle tekli kullanımlarından daha fazla etkili olacağına inanır3. Bir diğer kullanım paterni olan “piramitleme” de kullanıcı siklusun başından itibaren AS dozunu yavaş yavaş arttırır ve siklusun ortasından sonra tekrar azaltarak dozu sıfıra indirir. Genellikle bu siklusu sporcunun AS kullanmadan antremana devam ettiği bir siklus takip eder. Bu patternde piramitleme döneminde vücudun yüksek doz AS’ye uyumunun sağlandığına, ilaçsız dönemde ise normal hormanal döngünün yeniden sağlandığına inanılır. “Plato” tekniğinde de yine tolerans gelişmesini engellemek için farklı tip steroidler birlikte kullanılır. Bu yöntemlerin hiç birinin etkinliği bilimsel olarak ispatlanmamıştır. AS kötüye kullanımında alınan dozlar, klinikte tedavi amaçlı kullanılan dozlarının 10-100 kat üzerindedir. Yan Etkiler Kardiyovasküler sistem: Hipertansiyon, pıhtılaşmaya eğilim, akut koroner sendrom, inme, arter hasarı Endokrin sistem: Erkeklerde; sperm üretiminde azalma, jinekomasti, testislerde küçülme, erkek tipi kellik, testis kanseri. Endokrin sistem: Kadınlarda; seste kalınlaşma, memede küçülme, kaba cilt, erkek tipi kellik, vücutta kıllanma artışı Enfeksiyonlar: HIV, hepaptitler Karaciğer: Pleosis hepatis (Karaciğerde kan dolu kistlerin oluştuğu bir hastalık), tümörler Kas-iskelet sistemi: Ergenlikte kullanımına bağlı kısa boy, tendon hasarı Deri: Ciltte akne ve kistler, yağlı cilt, sarılık, enjeksiyon yerinde apse Psikiyatrik etkiler: agresyon, mani, delüzyonlar, anksiyete Bu yan etkilerin bir kısmı geri döndürülebilir olup, AS bırakılması ile geriler. Geri döndürülebilir yan etkiler duygu durum değişiklikleri, iştah artışı, akne, ödem, libido değişiklikleri, adet düzensizliği gibi etkilerdir. Bir kısım yan etkilerde ise ilaç bırakılsa dahi düzelme olmaz. Geri döndürülemez bu etkiler hirsutizm, ses tonu değişiklikleri, erkek tipi kellik, saç çizgisinin geriye çekilmesi ve adolesan dönemde kullanıma bağlı kısa boy ile prematür maskülenizasyon veya feminizasyondur. Bu kişileri değerlendirirken AS yan etkilerinden korunmak amaçlı kullanıyor olabilecekleri diğer ilaçları da sorgulamak gereklidir. Jinekomasti için tamoksifen, testiküler atrofi için insan koryonik gonodotropin, ödem için diüretikler, ağrılar için opioid türevlerinin birlikte kullanımları sık gözlenir. Bağımlılık Anabolik steroidler androjen reseptörleri üzerinden etki ederek hücresel fonksiyonları ve gen ekspirasyonlarını düzenlerler. Ayrıca iskelet kası, kalp ve beyinde hücre içi kalsiyum seviyesini arttırır ki, kalsiyum nöronal iletide önemli bir rol oynar. Yapılan bazı çalışmalarda GABAa reseptörlerine etki ederek anksiyeteyi tetikledikleri, ayrıca beyinde dopamin ve serotonin düzeylerini değiştirdikleri gösterilmiştir3. Kullanıcıların çoğunda kötüye kullanım gelişir; yani kişi sağlığını tehdit eden ciddi yan etkilere rağmen AS kullanmaya devam eder. Eğer kişide tolerans geliştiyse, yani aynı etkiyi oluşturmak için daha fazla steroide ihtiyaç duyuyorsa ve yine AS bırakılmaya çalışıldığında yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyorsa bağımlılık gelişti demektir. Yapılan bir çalışmada kullanıcıların 1/3’ünde bağımlılık geliştiği gösterilmiştir. Yoksunluk semptomları huzursuzluk, yorgunluk, iştah kaybı, uykusuzluk ve cinsel istekte azalmadır. Ancak en korkulan yoksunluk semptomu depresyon olup intihar ile sonuçlanabilir. AS kullanan hastanın değerlendirilmesi Bu hastalar değerlendirilirken fizik muayenede steroid kullanımının uzun dönem etkilerine yönelik işaretlere bakılmalıdır. Kişinin boy, kilo, vücut kitle endeksi, cilt bulguları (erkek tipi kellik, kıllanma, akne gibi), meme muayenesi (laktasyon ve jinekomasti açısından), genitoüriner sitem muayenesi, sistemik kardiyak bulguları ve duygu durum değerlendirmesi yapılmalıdır. Hasta sorgulanırken yargılayıcı sorular sormaktan kaçınılmalıdır. Ayırıcı tanı da overyan karsinomlar, polikistik over sendromu, adrenal neoplazi, Cushing sendromu, hepatitler düşünülmelidir. Bu hastaların laboratuvar değerleri incelendiğinde testesteron/epitestesteron oranı >4 tür, LH ve FSH baskılanmıştır ve IGF-1 de artış gözlenir. Steroidlere bağlı gelişen yan etkilerin sonucu olarak ise tam kan sayımında platelet artışı ve eritropoez, kan şekeri ve karaciğer enzimlerinde artış, LDL kolesterolde artma, HDL de azalma, prolaktin yüksekliği saptanabilir. Bu hastalar ayrıca kardiyak açıdan da değerlendirilmeli EKG ve EKO çekilmelidir. İskemik kalp hastalığı bulguları ve kardiyomegali saptanabilir. AS kötüye kullanımında yönetim Bu hastalarda yönetim hedefi, anabolik steroid kullanımının altında yatan nedeni çözmek olmalıdır. Kas dismorfisi gibi beden algı bozukluklarında psikiyatrik değerlendirme gerekir. Altta yatan hipogonadizm gibi endokrin bozukluklar tedavi edilmelidir. Bağımlılık gelişen hastalarda antidepresan tedaviler ile depresyona müdahale edilmeli, hasta bu durumun geçici olduğu konusunda cesaretlendirilmeli ve spora devam edilmesi teşvik edilmelidir. Bu kişilere anabolik steroidlerin uzun dönem yan etkileri ayrıntılı şekilde anlatılmalı, kas kitlesini arttırmak için yapılabilecek görece daha güvenli alternatifler, diyet ve egzersiz önerileri sunulmalıdır. Her şeye rağmen kullanıma devam eden kişilerde en az yılda bir kez takip önerilir.
- The Founding Fathers
Kurucu Babalar, Ben ve Joe Weider Ben Weider, OC, CStJ, CQ, PhD IFBB Kurucusu, Onursal Yaşam Boyu Başkan Kardeşim Joe ve ben 1946'da Uluslararası Vücut Geliştirmeciler Federasyonu'nu kurduk. Gelecek yıl, 2006'da IFBB, iki ülkeden (Kanada ve ABD) dünya çapında 174 Ulusal Federasyona büyüyerek 60. yıl dönümünü kutlayacak. IFBB, bugün olduğu noktaya yalnızca Joe ve benim çabalarım sayesinde gelmedi. Tarihi boyunca, IFBB doğru zamanda doğru insanların bir araya gelmesiyle gerçekten kutsanmıştır. Günümüzün fizik yıldızları, dünün yıldızlarına muazzam bir minnet borcu duymaktadır. Ve sadece en iyilerimizde değil, hepimizde çok canlı olan rekabetçi ruhtan bahsediyorum. Sadece amatör ve profesyonel düzeydeki olağanüstü yarışmacılarda değil, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki son derece özverili ve motive olmuş yetkililer, yöneticiler ve destekçilerde de. IFBB Onur Listesi, sporumuzun bu öncülerini, olağanüstü ve kalıcı başarılarını ve dolayısıyla IFBB'yi bugün olduğu şeye, yani dünyanın en büyük uluslararası spor federasyonlarından birine dönüştüren kalıcı katkılarını takdir ederek onurlandırıyor. Tüm IFBB ailesi adına, sizi IFBB Onur Listesi web sitesine davet etmek için bu fırsatı değerlendirmek istiyorum. Joe Weider 1936'dan beri Şampiyonların Antrenörü 21. yüzyılın başında, bir an durup geçmişimize bakmamız uygun görünüyor. Gerçek şu ki, şu anda rekabet sahnesinde yer alan vücut geliştirme yıldızları, daha önce gelenlerin birikimli geleneğinin ve başarılarının ürünüdür. Sporu kurma, şekillendirme ve geliştirmede gerçekten etkili olan yarışmacılara ve yetkililere haklı ve kalıcı bir tanınma sağlamak için, IFBB Onur Listesi'nin yaratıldığını duyurmaktan gurur duyuyoruz. Onur Listesi'ne girmeye hak kazanmak için, bir adayın vücut geliştirme ve zindeliğe önemli ve kalıcı bir katkıda bulunmuş olması ve spordan en az beş yıl emekli olmuş olması gerekir. Her yıl, onur listesine yenilerini ekleyeceğiz ve FLEX dergisinde ve IFBB Onur Listesi web sitesinde yeni Onur Listesi üyelerini duyuracağız. Sporumuzda gerçekten unutulmaz ve kalıcı bir etki bırakanların kalıcı başarılarını sizinle birlikte kutlayabildiğim için onur duyuyorum.
- İhtiyaçlara Göre Protein Alımı Nasıl Olmalı?
Proteinler sağlıklı bir yaşam sürdürme yolunda önemli bir yere sahiptir. Proteinler dokuların, kasların ve enzimlerin oluşumunda belirleyici rol oynar ve bu nedenle genel sağlık durumu, kas yapısı ve kilo kontrolü üzerinde etkilere sahiptir. Günlük protein ihtiyacınızı belirlerken yaşınız, cinsiyetiniz, kilonuz, ne kadar hareketli olduğunuz ve genel sağlık durumunuz gibi faktörleri göz önünde bulundurmalısınız. İhtiyaçlara göre protein alımına dair tüm detaylar için içeriğimizi okumaya devam edebilirsiniz. Yaşa ve Cinsiyete Göre Protein İhtiyacı Günlük alınması gereken protein ihtiyacı yaşa, kiloya ve diğer faktörlere bağlı olarak değişir. Yaşa Göre Protein İhtiyacı Günlük protein gereksinimi cinsiyet, yaş, boy, kilo ve yaşam tarzına bağlı olarak farklılık gösterir. Sporcular ve vücut geliştirme ile ilgilenenler kas büyümesi ve hızlı iyileşme süreci için proteinin önemini anlamışlardır. Araştırmalar yaşlandıkça vücudun protein ihtiyacının arttığını gösterir. Genç bireylerde alınan amino asitlerin anabolik işlemler aracılığıyla kullanılması daha hızlıdır. Ancak bu durum yaşlı bireyler için tam tersidir. Yaş ilerledikçe vücudun tüketilen amino asitleri anabolik işlemler yoluyla kas oluşumu için kullanma kapasitesi azalır. Bu nedenle vücut daha fazla proteine ihtiyaç duyar çünkü yaş ilerledikçe bu anabolik işlemlere olan duyarlılık ve tepki azalır [1] . “Normal bir insan günde kaç kalori almalı?” sorusunun yanıtı ve yaşa göre günlük gereken protein miktarlarına dair uzmanların araştırmaları aşağıda belirtildiği gibidir [1] : Çocuklar ve Gençler: 1-3 yaş: Ortalama 13-19 gram protein 4-8 yaş: Ortalama 19-34 gram protein 9-13 yaş (erkek): Ortalama 34-52 gram protein 9-13 yaş (kız): Ortalama 34-46 gram protein 14-18 yaş (erkek): Ortalama 52-75 gram protein 14-18 yaş (kız): Ortalama 46-66 gram protein Peki yetişkin bir insan günde kaç kalori almalı? Yetişkinler: 19-70 yaş (erkek): Ortalama 56-91 gram protein 19-70 yaş (kız): Ortalama 46-75 gram protein 71 yaş ve üstü (her iki cinsiyet): Ortalama 46-75 gram protein Hamile ve Emziren Kadınlar: Hamilelik dönemi: Artan ihtiyaç sebebiyle ortalama 71 gram protein Emzirme dönemi: Artan ihtiyaç nedeniyle ortalama 71 gram protein Vücut Tipi ve Kiloya Göre Protein İhtiyacı Protein, vücut için hayati bir besin maddesidir ve her bireyin günlük protein ihtiyacı farklıdır. Protein ihtiyacı kişinin yaşına, cinsiyetine, aktivite seviyesine ve genel sağlık durumuna bağlıdır. Ancak genel olarak yetişkin bir bireyin kilogram başına 0.8 gram protein alması önerilir. Kas kütlesi daha fazla olan ya da düzenli egzersiz yapan bireylerin protein ihtiyacı daha yüksek olabilir. Bu bireylerde kilogram başına 1.2-2 gram arası protein alınması tavsiye edilebilir. Öte yandan kilo vermek isteyen bireyler de protein tüketimini artırmalıdır çünkü protein tokluk hissini artırır ve metabolizmayı hızlandırır. Kilo verme sürecinde kişinin kilogram başına 1.5-2 gram protein alması önerilir. Vücut Tipine Göre Protein İhtiyacı Temel olarak üç çeşit vücut tipi belirlenmiştir ve bu tiplerin her birinin günlük protein gereksinimi farklıdır. Vücut tipleri ve ihtiyaç duyulan protein oranı aşağıdaki gibidir [2] : Ektomorf Vücut Tipi: Bu vücut tipi hızlı bir metabolizmaya sahiptir. Dolayısıyla protein açısından dengeli beslenme, bu bireylerin kas kütlesi kazanmasını kolaylaştırır. Ektomorf vücut tipindeki kişiler, günlük 1.2 – 1.6 gram proteini çeşitli öğünlerde tüketebilir[2]. Endomorf Vücut Tipi: Endomorf bireyler genellikle geniş bir gövdeye sahiptir ve metabolizmaları yavaştır, bu da vücutlarının yağ depolamaya eğilimli olmasına neden olur. Bu durumda daha çok protein ve yağ alarak karbonhidrat tüketimini düzenlemeleri önerilir. Tüm öğünlerde toplam protein ihtiyaçları %35 civarında olabilir[2]. Mezomorf Vücut Tipi: Bireyin günlük protein ihtiyacı vücut tipine bağlıdır. Mezomorf bireyler genellikle atletik bir yapıya sahip olup, karbonhidrat, yağ ve protein dengesine ihtiyaç duyarlar. Kas geliştirmek amacıyla günlük protein ihtiyaçları %30, karbonhidrat ihtiyacı ise %40’tır[2]. Kiloya Göre Protein İhtiyacı Bireylerin egzersiz programlarına bağlı olarak günlük protein gereksinimi değişir. Bir sporcu ile egzersiz yapmayan bir bireyin protein ihtiyaçları birbirinden farklı olacaktır. Bireyler, egzersiz yoğunluklarına göre kilogram başına 1.2 – 2.2 oranında protein almalıdır. Protein içeren besinleri merak ediyorsanız; süt, yumurta, bezelye, chia tohumu, soya ve kabak çekirdeği gibi besinler protein kaynağıdır [2] . Aktivite Düzeyine Göre Protein İhtiyacı Bir sporcunun günlük protein gereksinimi gerçekleştirdiği aktiviteye bağlı olarak değişir. Dayanıklılık isteyen sporlarda sporcuların 1.2 -1.4 gr, direnç gerektiren sporlarda ise 1.4 -1.7 gr günlük protein alımı idealdir [2] . Protein İhtiyacını Karşılayan Besinler Nelerdir? Protein yönünden zengin olan besinler bitkisel ya da hayvansal kaynaklı olabilir. İşte en önemli protein kaynakları [3] : Kırmızı Et: Yağsız kırmızı et, protein açısından oldukça zengindir ve aynı zamanda B12 vitamini ve demir sağlar. Yaklaşık 100 gramda, 30 gram protein bulunur. Beyaz Et: Tavuk, protein yoğunluğu yüksek olan gıdalar arasındadır ve B3 vitamini bakımından da zengindir. 100 gram tavuk göğsü, yaklaşık 30 gram protein içerir. Yumurta: Yumurta, hayvansal kaynaklı en önemli protein kaynaklarından biridir. Hem sarısı hem beyazında protein vardır ancak beyaz kısmında daha fazla protein bulunur. Balık: Protein ağırlıklı diyetlerde sıklıkla yer verilen balık, hem omega-3 hem de protein açısından yüksek değere sahiptir. Süt ve Süt Ürünleri: Süt ürünleri olarak bilinen süt, yoğurt, peynir ve ayran gibi besinler proteinden zengin olup aynı zamanda bol miktarda kalsiyum içerir. Yağlı Tohumlar: Vegan diyetinde de önemli bir rol oynayan yağlı tohumlar, yüksek oranda protein barındırır. Soya fasulyesi, kolza tohumu, pamuk tohumu, keten tohumu, susam, çiya tohumu, ayçiçeği çekirdeği ve yer fıstığı protein bakımından zengin yağlı tohumlar arasındadır. Bu tohumların küspeleri de yüksek oranda protein içerir. Tahıllar: Tahıl grubunda bulunan buğday, pirinç kepeği ve yulaf gibi besinler protein kaynakları arasında önemli bir yer kaplar. Ancak yağlı tohumlara göre %10-12 daha az protein içerirler. Bakliyatlar: Bakliyat türü olan bezelye, nohut, bakla ve mercimek tahıllardan daha fazla protein içerir. Bakliyat çeşitleri genellikle %20-30 oranında protein barındırır. Yeşil Bitkiler ve Yapraklar: Yeşil yapraklı sebzelerden olan ıspanak, yonca, brokoli ve pancar yaprağı da proteinden zengin gıdalar arasında bulunur. Protein İhtiyacını Karşılamak İçin Beslenme Planı Tüm protein kaynakları eşit yaratılmamıştır. Protein seçerken yumurta, yağsız et parçaları, soya ürünleri, somon ve morina gibi tüketilmesi güvenli deniz ürünleri, derisiz kümes hayvanları, kabuklu yemişler, tohumlar, fasulye ve bezelye ve tam tahıllar gibi yağsız kaynaklara odaklanmalısınız. İşte protein ihtiyacınızı karşılamaya yardım edecek beslenme planı [4] : Kahvaltı Seçenek 1: Meyve, az yağlı yoğurt veya süt, sebzeler (ıspanak veya lahana gibi) ve 1 çorba kaşığı badem veya fıstık ezmesi (12+ gram protein) ile yapılan smoothie Seçenek 2: 2 Yumurta, fasulye, bir avuç sebze ve tam tahıllı tortillaya sarılmış salsa (22+ gram protein) Seçenek 3: Çilek ve doğranmış cevizli az yağlı sade yoğurt (18+ gram protein) Seçenek 4: Yulaf ezmesi (1/2 bardak kuru yulaf), fındık ezmesi ve muz (10+ gram protein. Yulaf ezmesi az yağlı süt veya soya sütüyle yapılmışsa 17+ gram) Seçenek 5: Yumurta, tam tahıllı ekmek ve bir portakal (2 yumurta varsa 16 gram) Öğle yemeği Seçenek 1: Tam tahıllı kızarmış ekmek (16+ gram protein) ile bir marul yatağı üzerinde rendelenmiş tavuk Seçenek 2: Avokado, zeytinyağı ve baharatlarla karıştırılmış ton balığı veya konserve somon, zeytinyağı gezdirilmiş dilimlenmiş domates ve pirinç (18+ gram protein) Seçenek 3: Hindi (taze, şarküteri eti değil), tam tahıllı ekmek, havuç, humus (30+ gram protein) Seçenek 4: Üstüne baharatlı fasulye, doğranmış domates ve biraz yağ eklenmiş kinoa, isteğe bağlı olarak kişniş (15+ gram protein) Seçenek 5: Üzerine zeytinyağı, sirke, tuz ve karabiber serpilmiş doğranmış salata (buzdolabında kalan sebzeleri kullanın!); konserve somon, tam tahıllı sarma (20+ gram protein) Akşam yemeği Seçenek 1: Tavada kızartılmış sebzeler ve kinoalı tavuk (25+ gram protein) Seçenek 2: Hindi, siyah fasulye ve sebzeler, kimyon, kırmızı biber tozu ve doğranmış domates ile tavada sotelenir. Üstüne peynir serpin. (35+ gram protein) Seçenek 3: Karides, pirinç, yeşil fasulye (22+ gram protein) Seçenek 4: Izgara somon, kuşkonmaz (31+ gram protein) Seçenek 5: Tam tahıllı kızarmış ekmekle fasulye ve sebze çorbası (10+ gram protein) Atıştırmalıklar Seçenek 1: Taze kesilmiş sebzelerle fasulye (5+ gram protein) Seçenek 2: Tam tahıllı tahıl ve meyvelerle birlikte bir fincan az yağlı sade yoğurt (15-20 gram protein) Seçenek 3: Ceviz, kuru üzüm ve birkaç bitter çikolata parçası (5+ gram protein) Seçenek 4: Peynir ve armut (6+ gram protein) Seçenek 5: Tam tahıllı kraker üzerine iki yemek kaşığı fıstık ezmesi (10+ gram protein) Sonuç olarak protein alımı sadece vücut geliştiriciler veya atletler için değil herkes için hayati öneme sahiptir. Protein, hücrelerin yapı taşıdır ve vücudun düzgün bir şekilde çalışabilmesi için gereklidir. Ancak ihtiyaç duyulan miktar ve tür farklılık gösterebilir. Yaşam tarzınıza, egzersiz seviyenize ve genel sağlık durumunuza bağlı olarak ihtiyaç duyduğunuz protein miktarı değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle doğru protein türünü yeterli miktarda almak öncelikli olmalıdır. Eğer bu konuda daha fazla bilgi almak veya kişiye özel bir beslenme planı oluşturmak isterseniz diyetisyeninizle görüşebilirsiniz. Beslenme düzeninizi sürekli olarak kontrol altında tutarak sağlıklı bir yaşam sürebilirsiniz. Unutmayın sağlıkla ilgili her kararınızda bilinçli olmak en iyisidir. Şimdi harekete geçin ve sağlıklı bir yaşam için ilk adımınızı atın!
- Yatay Bisiklet Nedir? Faydaları Nelerdir?
Yatay bisikletin tahmin ettiğinizden çok daha fazla faydası olduğunu biliyor muydunuz? Alt ekstremite kaslarını etkili biçimde çalıştırdığı ve her fitness düzeyinden kişinin kardiyo antrenmanlarına oldukça uygun olduğu bulunmuşken siz ne sıklıkla tercih ediyorsunuz? İşte bu nedenle egzersiz programınızda yatay bisiklete yer açmak gerçekten harika ve ciddi bir girişim olabilir. Ayrıca dikey bisiklette olduğu kadar kendinizi zorlayabileceğiniz antrenmanlar çıkarmaya da uygun. O halde yatay bisikletin hem sağlık hem de fitness katkıları, hangi kas gruplarını daha aktif çalıştırdığı hakkında tüm bildiklerinizi unutarak okumaya devam edin. Yatay Bisiklet Çalışması Nedir? Spor salonlarında aerobik için ayrılan alanların popüler kardiyo ekipmanlarından biri olan yatay bisiklet, sabit konumda duran, ayaklarınızı gövdenizden oldukça önde yer alan pedallara yerleştirip sırtınızı rahatça yaslayabileceğiniz geniş seleye sahip koltuklu bisiklet çeşididir. Yan taraflarında, koltuğun pedallara olan uzaklığını ve yere yüksekliğini kendinize göre kişiselleştirebileceğiniz ayarlar bulunması sayesinde anatomik açıdan en rahat formu bulmanıza imkan tanır. Ayrıca pedalların direnç seviyesini tam karşınızdaki kontrol paneli üzerinden değiştirerek çalışmanın zorluğunu artırıp azaltabilirsiniz. Kilo kontrolü rutinlerinin vazgeçilmez unsuru sayılan yatay bisikletler, hem sedanter kişilerin hem de her düzeyden sporcunun yüksek kalori harcamasına yardımcı olurken farklı egzersiz hedeflerine de uygundur. Yatay bisiklet kullanımı için aşağıdaki pratik ipuçlarına göz atabilirsiniz: Yatay bisiklete binmeden önce bacak açısını boyunuza göre doğru ayarlamak büyük önem taşır. Seleye oturduktan sonra ayaklarınız pedaldayken bacaklarınız 5-10 derecelik açıyla bükülü olmalıdır. Selenin en geniş kısmına, oturma kemiklerinin tam üzerine oturduğunuzdan emin olun. Omurga ve başınızın dik konumda olmasına özen gösterin. Gidona yaslanmak yerine yanlardaki tutma bölümlerinden tutarak dengenizi sağlayın. Ayaklarınızın pedalda yere paralel, düz şekilde durduğuna dikkat edin. Antrenmanın başında veya sonunda ısınıp soğumak için kullanıyorsanız en düşük seviyede 5-10 dakika ayırabilirsiniz[1]. Yatay Bisikletin Kas Gruplarına Etkisi Pek çok kişi, yatay bisikletlerin diğer aerobik ekipmanlara kıyasla rahat koltukları, dengede durma kolaylığı, emniyet, yatay konumları gibi nedenlerle konforlu olduğunu düşünmekte haklı olabilir. Rahatlığının yanı sıra vücudun diğer bölgelerine göre bacak ve kalçaya odaklanan bir egzersiz sayılır. Alt vücuttaki kas gruplarının birçoğunu etkili şekilde çalıştırır. Birçok bilimsel araştırma yatay bisiklet biyomekaniğini karşılaştırır. Kuadriseps (üst bacak), gluteus maximus (kalça), diz arkası kasları, kaval kemiği ve baldır kaslarını aktif şekilde çalıştırdığını ortaya koyar. Bunlar arasında semitendinosus diz arkası ile tibialis anterior (kaval kemiği) üzerindeki kaslarda aktivitenin maksimuma çıktığı bulunmuştur [2] . Öte yandan karın kasları ve üst bacaktaki rectus femorisin kısmen daha az çalıştığı görülür [3] . Yatay Bisikletin Sağlık ve Fitness Faydaları Konforlu, güvenli ve kişiselleştirilebilir olması, yatay bisikleti benzersiz iç mekan egzersizleri arasına sokmayı başarır. Kardiyovasküler kapasite ile kas gücünü artırmasının dışında onu gerçek bir antrenman aracı yapan, yağ yakımına olumlu etkisi, rehabilitasyona elverişli olması ve hareket açıklığını artırmaya destek sunmasıdır [4] . Aynı zamanda bisiklet sürerken kitap, televizyon gibi aktiviteleri beraber yapmaya olanak sağlamasıyla spordan alınan keyfi artırırken stresle başa çıkmada rol oynayabileceği düşünülür. Hatta bazı ülkeler hareketsiz yaşam tarzı ve obezite ile savaş kapsamında ofiste hareketi teşvik etmek amacıyla yatay bisiklete bağlı çalışma alanları tasarlar. Egzersiz sırasında okuduğunu anlamada değişiklik olmaması sebebiyle iki işin beraber yapılabileceği sonucu çıkabilir [5] . Dolayısıyla evde yapılan egzersizler için de mükemmel bir seçenek olabilir. Kolay gibi gözükse de görünüş aldatıcı iken yatay bisiklet aslında bilim açısından gerçek bir egzersizdir. Bilimsel veriler ışığında yatay bisiklet faydalarını aşağıdaki gibi sıralamak mümkün olabilir: Düzenli yapılan yatay bisiklet antrenmanları akciğer kapasitesini artırarak kalbi güçlendirir. Stresten uzaklaşmak, ruh halinizi iyileştirmek için en iyi alternatiflerden biridir. Eklemlere minimum baskı yapan tasarıma sahiptir. Vücut yağ oranının düşmesine yardımcı olarak form tutmaya yardımcı olur. Kan basıncını kontrol etmeye katkı sağlar. Yatay bisikleti antrenman programına dahil ederek keyifli bir kardiyo rutini oluşturmak hiç de zor değil. Aynı zamanda spor yaparken rahatlıkla TV izleyip kitap okuyabileceğiniz ya da müzik dinleyebileceğiniz pek fazla alternatif de yok. Üstelik sağladığı faydaları destekleyici bilgiler ise şöyle gruplandırılabilir: Yağ Yakımı ve Güç “Yatay bisikletten yeteri kadar verim alabilir miyim?” konusunda kararsız sporculara şu sonuç şaşırtıcı gelebilir: Bir grup sağlıklı yetişkin erkek üzerinde yapılan çalışmada, aynı direnç ve tekrar sayılarında leg press (bacak presi) egzersizi ile yatay bisiklet karşılaştırılarak VO2, kan laktat, kas şişmesi, elektromiyografi değerlerine bakılır; hipertrofi, yani kas gelişimi için benzer tablo gözlemlenir [6] . Hem eklem dejenerasyonunu minimumda tutarak hem de alt ekstremite büyük kas gruplarını çalıştırarak yüksek enerji harcanmasını sağlayan bu aerobik egzersiz; kalorisi kısıtlanmış, kişiye uygun beslenme programıyla desteklendiğinde trigliserit, kolesterol gibi önemli serum lipidlerini anlamlı ölçüde azaltabilir [7] . Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yatay bisikletlerin tıpta ve fizik tedavide yaygın kullanıldığı söylenebilir. Yapılan çalışmalar; bazı kalp hastalıklarındaki semptomları azalttığı, yaşlılarda eklem ve kas güçlenmesinin yanı sıra çeşitli operasyonlar sonrasında toparlanmayı kolaylaştırdığı sonucuna varmıştır. Özellikle çeşitli nedenlerle kas dengesizliği problemi yaşayan ayakta hastaların; fizyo terapötik tedavileri ile yatay bisikletteki durumları karşılaştırılınca kas dengesizliğinin, bisiklete binen hastalarda normal tedavi alanlara göre azaldığı görülür [8] . Ayrıca eklemlere düşük yük binmesi sayesinde diz, kalça eklemlerinde ağrısı olan yetişkin ve yaşlılar için ideal egzersiz olabilir [10] . Bununla birlikte pedal çevirme terapisi olarak da adlandırılan süreçte, güvenilir bir güçlenme yöntemi olarak işe yarayabilir [9] . Örneğin kalça kırığı ameliyatlarından sonraki iyileşme dönemlerinde mobilizasyon problemi yaşayan hastalarda yatay bisikletin toparlamaya yardımcı bir ekipman olduğu ortaya çıkmıştır. Ameliyattan sonraki birkaç günde yapılan testler sonucunda operasyonun ardından 7. günde hastaların çoğu yatarak bisiklet sürebildiği saptanmıştır [11] . Yaşlı kadınlar üzerinde yapılan bir deneyde ise 65 yaş üzeri kadınların yatay bisiklette koşu bandına kıyasla denge yeteneklerini iyi geliştirdikleri görülür [12] . Kalp Sağlığına Etkisi Yatay bisikletin hem sağlıklı hem de bazı kardiyak rahatsızlıklara sahip kişilerin kardiyovasküler kapasitelerini artırmaya yardımcı olması birçok çalışmayla desteklenir. Özellikle atriyal fibrilasyonlu hastalarda miyokardiyal iş yükünü azalttığına yönelik bulgular vardır [13] . Bunun yanında egzersizin koşu, yürüyüş gibi aktivitelere kıyasla daha güvenli egzersiz sayıldığı, düşük riskli akut koroner sendromu (NSTEACS) bulunan hastalarda ekokardiyografi yapmaya uygunluğuyla varılabilecek bir sonuç olabilir [14] . Ayrıca dik konumda bisiklet sürme ile karşılaştırıldığında hastalarda HR, CO, SV, sistolik basınç gibi önemli değerler düşük çıktığı için stresi azalttığı ayrı önemli bir bulgudur [15] . Serebral palsili gençlerin kondisyonlarını geliştirmek adına yatay bisiklet çalışmaları istatistiksel açıdan anlamlı sonuçlar verir [16] . Yatay Bisiklet ile Etkili Kilo Verme Yöntemleri Etkili bir egzersiz tasarlamak için koşu bandı, eliptik bisiklet gibi ekipmanlardaki kardiyovasküler egzersiz çeşitlerini burada da rahatlıkla uygulayabilirsiniz. Kilo vermeye yardımcı tepe tırmanışları, aralıklı antrenman (HIIT), eğlence sürüşleri gibi denemeler yaparak değişen nabız aralıkları yaratabilirsiniz. İşe, bacak kaslarının gelişmesi ve nabzın artması için kendinize uygun, dizlerinizi fazla zorlamayan ideal pedal dirençlerini deneyerek başlamak gerekebilir. Fitness seviyenize göre kardiyo süresini 15-60 dakika arasında tercih edebilirsiniz. Hem başta hem de sonda ısınma-soğuma için direnç olmadan 5-10 dakikalık süre ayırmayı ihmal etmeyin. Tepeye tırmanma hissi veren uygun direnç düzeyinden başlayıp yaklaşık 5 dakikada bir artırmayı deneyin. Yaklaşık 1 dk hızlı, 2 dk yavaş tempoda pedal çevirip aralıklı antrenman yapabilir, süreleri kondisyon düzeyinize göre değiştirebilirsiniz [1][4] . Yatay ve Dikey Bisiklet Arasındaki Farklar Ortak yönleri farklarından daha çoktur. Pedal çevirmenin kişilerde yarattığı olumlu fizyolojik-ruhsal etkiler tartışılmaz bir gerçek olabilir. Spor bilimlerinde egzersizlerin, kardiyo ekipmanlarının insan biyomekaniğinde nasıl etki yarattığı detaylı araştırıldığı için dikey ve yatay bisiklet kullanan kişilerin anatomik durumları da sıklıkla mercek altına alınır. Aslında diğer kardiyo seçeneklerine kıyasla bisiklet sürmenin eklemlere daha az baskı yaptığını söylemek yanlış olmaz [4] . Hem dikey hem yatay bisiklet sürerken HRmax (kalp atış hızı) ve VO2 (oksijen tüketimi) değerleri benzer olduğu için harcanan kalori, efor, kardiyovasküler kapasite gibi kazanımlar da benzerdir.[ 19 ] Buna ek olarak çalıştırdığı kas grupları içerisinde de istatistiksel anlamda önemli değişiklikler görülmemesine rağmen dikey ve yatay bisikletlerin bazı alt extremite kaslarını kendi içinde daha aktif çalıştırdığı söylenebilir. [20][3][2] . Bazı çalışmalarda dikey bisiklette gastrocnemius kasının (kalf kası) lateral başının ve tibialis anteriorun en aktif olduğunu gösterirken yatay bisikletin diz arkası kasını (semitendinosus) daha iyi çalıştırdığı gözlemlenir. Ancak iki ekipmanda da karın, kalça, biceps femoris aktivitesi benzerdir. Özetle dikey ve yatay bisikletin çalıştırdığı alt ekstremite kas grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı değişiklikler bulunmaz [3] . Yatay veya dikey fark etmeksizin kadans, yani pedal çevirme hızı arttıkça algısal-fizyolojik değişkenler önemli ölçüde yükselir [21] . Her ikisi de görünüm ile konfor dışında büyük farklılıklara sahip değildir. Kısacası ister dikey ister yatay bisiklet olsun hepsi mükemmel kondisyon aletleri olduğundan iş bütünüyle zevkinize kalmış. Sizin de gözle görebileceğiniz fiziksel değişiklikler haricinde önemli farkların olmadığı yapılan bilimsel araştırmalar da görülür. O zaman dikey ve yatay bisiklet arasındaki fiziksel farklılıklar bu şekilde sıralanabilir: Dikey bisiklette dik pozisyondaki üst vücudun herhangi bir desteği yokken yalnızca küçük boyutta seleye oturulur. Yatay bisiklette daha yatay pozisyonda olan sırtı dayamak ve oturmak için geniş bir sele mevcuttur. Yatay bisiklette pedallar oldukça öne yerleştirildiğinden ayakları gövdenin oldukça önüne uzatmak gerekirken diğerinde pedallar gövdenin hemen altına yerleştirilmiştir. Yatay bisikletlerde dikeye kıyasla üst vücut yorgunluğu, dolayısıyla kas gerginliğinde azalma görülür. Yatay bisiklet daha alt vücuda odaklı bir kardiyovasküler egzersiz deneyimi sunar. Dikey bisiklet ise kısmen tüm vücut odaklı açık havada sürme hissi barındıran benzer egzersiz aktivitesine dönüşebilir. Yatay bisiklet oturduğunuz yerde kalori harcamanın en pratik yolu olabilir. Yaşlı, genç, sporcu ya da amatör olmanız fark etmeksizin güvenli, keyifli kardiyo egzersizi yapmanıza olanak sağlarken kişisel fitness hedeflerinize ulaşmaya yardımcı olur. Tüm aerobik aktiviteler ile benzer şekilde kalp sağlığına olumlu etki, kondisyon artışı, kilo kontrolüne destek görebilirsiniz. Kilo verme ise kişinin yaşı, metabolik durumu gibi faktörlere bağlı olarak oldukça değişken tablo sergileyebilir [17][18] . Sakatlanma ihtimaline karşı pedal direncini kontrollü artırarak bacak kaslarını güçlendirmeniz de mümkün. Özellikle spora yeni başlıyorsanız, herhangi bir sağlık sorununuz varsa önce alanında uzman doktora danışmak en doğru karar olabilir. Öte yandan gerekli sağlık kontrolleri neticesinde kişiye en uygun beslenme ile antrenman programı hususundaki en sağlıklı yönlendirmeyi antrenörünüz yapacaktır. Bu yüzden tıbbi geçmişinizin ve fitness seviyenizin değerlendirilmesini talep edin [1] .
.png)











