top of page

NPC'nin Türkiye'deki Hukuki Statüsü


NPC Türkiye

YAZAR

IFBB PRO Coach Can ÜnalVücut geliştirme ve performans sporlarında profesyonel düzeyde sporcu hazırlığı, yarışma stratejisi, antrenman periodizasyonu ve sistem okuryazarlığı üzerine çalışan IFBB PRO Coach’tur. Uluslararası federasyon yapıları, spor yönetimi, dopingle mücadele süreçleri ve organizasyon modelleri üzerine analitik içerikler üretmekte; sporcuların “amatörden profesyonele” kariyer yolculuğunu teknik ve stratejik açıdan yönetmektedir.

🌐 www.ifbbprocoach.com📍 Instagram & YouTube: @vucut.hocasi @vucut_hocasi

Vücut_Geliştirmede_Federasyon_NPC_Hukuk_Savaşı

7405 Sayılı Kanun Çerçevesinde NPC'nin Statüsü

NPC (National Physique Committee), Türkiye'de Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından tanınan resmi bir spor federasyonu değildir. 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu'na göre bir spor federasyonunun ilgili spor dalında faaliyetleri yürütmek üzere kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulması ve idari-mali özerkliğe sahip olması gerekir. NPC ise bu yasal kriterleri karşılamamaktadır; herhangi bir kanuni dayanakla kurulmadığı gibi bakanlık nezdinde tescilli bir federasyon statüsüne sahip değildir. Dolayısıyla NPC, Türkiye Vücut Geliştirme Federasyonu (TVGFB) gibi resmi otorite işlevi üstlenen bir kuruluş değildir. Buna bağlı olarak NPC, Türkiye'de kamu gücü kullanan veya resmi temsil yetkisi olan bir kurum niteliği taşımaz. Hukuken NPC, spor federasyonu değil, bağımsız bir özel organizasyon olarak değerlendirilmelidir.


Ceza Hukuku Açısından Değerlendirme

NPC'nin kendisini bir federasyon gibi göstermesi veya sporcuları resmî bir organizasyonda yarışıyor algısıyla kandırması, hukuken sakıncalı sonuçlar doğurabilir. 7405 sayılı Kanun, Bakanlık veya ilgili spor federasyonundan yazılı izin almaksızın herhangi bir spor dalında faaliyette bulunup kendisini spor federasyonu gibi tanıtan veya bu izlenimi uyandıran kişilerin cezalandırılacağını öngörmüştür. Yani, NPC Türkiye'de resmi izin olmaksızın yarışma düzenler ve bunu federasyonmuş gibi lanse ederse, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası söz konusu olabilir. Bu düzenleme, spor alanında kamu düzenini korumak ve yetkisiz organizasyonların yarattığı aldatma riskini önlemek amacını taşımaktadır. Dolayısıyla NPC'nin Türkiye'de resmi federasyon izlenimi yaratacak şekilde faaliyet göstermesi hukuken suç teşkil edebilir. Bunun dışında, sporcuları aldatmaya yönelik fiiller genel ceza hukuku kapsamında dolandırıcılık veya benzeri suçlar oluşturabilir; ancak NPC'nin varlığı tek başına böyle bir suç oluşturmaz. Önemli olan, NPC'nin faaliyetlerini dürüst şekilde, kendini resmi makam gibi göstermeden yürütmesidir.


Ticaret Hukuku Yönünden Değerlendirme

NPC, Türkiye'de özel bir marka veya ticari organizasyon olarak değerlendirilebilir. Resmî federasyon statüsüne sahip olmadığı için hukuki yapısı, bir spor kulübü derneği ya da spor federasyonu değil; aksine özel sektör mantığıyla çalışan bir organizasyon veya şirket olabilir. Nitekim Türk hukukunda, özel organizasyonların spor yarışmaları düzenlemesini doğrudan yasaklayan bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu, NPC gibi yapılar uygun izinleri alarak veya gerekli şirket/dernek yapısını kurarak ticari etkinlikler yapabilir anlamına gelir. NPC'nin Türkiye'deki faaliyetleri, sponsor gelirleri, bilet veya katılım ücretleriyle yürütülen ticari nitelikte organizasyonlar olarak kabul edilebilir. Bu tür etkinlikler Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde haksız rekabet veya ticari faaliyet kurallarına tabi olabilir, ancak tek başına bir spor yarışması düzenlemek ticari hukuk açısından yasaklı değildir. Özetle, NPC bir federasyon olmayıp özel bir girişim niteliğindedir ve faaliyetleri de bir hizmet/organizasyon işletmesi olarak görülebilir.


TVGFB'nin Özel Yarışmalarla İlgili Düzenlemelerinin Geçerliliği

Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu (TVGFB) gibi özerk spor federasyonları, kendi spor dalında düzenlenecek yarışmalar konusunda talimat ve kurallar koyabilmektedir. Kanunen, bir spor müsabakasının “spor faaliyeti” sayılabilmesi için ya bakanlık ya da ilgili spor federasyonu tarafından düzenlenmiş veya izin verilmiş olması gerekir. Bu nedenle TVGFB'nin “özel yarışmalar” hakkındaki kural ve sınırlamaları, dayanağını 7405 sayılı Kanun'un bu gereğinden alır. Federasyon, lisanslı sporcularının izinsiz özel müsabakalara katılmasını yasaklama veya disiplin cezası verme yetkisine sahiptir; zira kulüpler ve sporcular, bağlı bulundukları federasyonun talimatlarına uymakla yükümlüdür. Ancak burada yetki paylaşımı önemlidir: Esasen federasyon, kendi spor dalı içinde ulusal faaliyetleri düzenleme tekeline sahiptir. Eğer bir özel yarışma yapılacaksa, bunun federasyonca onaylanması veya Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın münhasıran izin vermesi gerekebilir. Bakanlık teorik olarak federasyon dışında bir özel organizasyona izin verebilir; kanun “Bakanlık veya ilgili federasyon” diyerek her ikisini de yetkili kılmıştır. Uygulamada ise bakanlık genellikle federasyonun görüşü doğrultusunda hareket eder. Sonuç itibarıyla, TVGFB'nin özel yarışmaları kısıtlayan düzenlemeleri hukuki dayanağa sahiptir ve bakanlık tarafından onaylanmış talimatlar niteliğindedir. Federasyonun bu alandaki yetkisi, spor dalının düzeninin korunması amacıyla kanunla tanınmıştır.


Spor Bakanlığı'nın NPC Gibi Yapılar Üzerindeki Denetimi

Gençlik ve Spor Bakanlığı, NPC gibi resmî sisteme dâhil olmayan organizasyonları doğrudan yönetim silsilesi içinde denetlemez, ancak hukuki ve idari denetim yetkisini dolaylı yollarla kullanabilir. Öncelikle, yukarıda bahsedilen kanuni yaptırım mekanizmaları (7405 sayılı Kanun md. 47/6) bakanlığın şikâyeti üzerine işletilebilir; yani bakanlık, NPC'nin izinsiz/faaliyetine dair suç oluşturan bir durum görürse savcılığa başvurabilir. Ayrıca bakanlık, spor müsabakalarının güvenli ve kurallara uygun yapılmasını sağlamak için yerel idareler (il spor müdürlükleri ve valilik) aracılığıyla her türlü spor etkinliğini izleyebilir. Özellikle doping kontrolü ve kamu sağlığı konularında bakanlığın yetkisi önemlidir. Türkiye'de tüm spor faaliyetleri WADA Kodu'na tabidir ve spor tesislerinde WADA'nın yasaklı madde listesinde yer alan doping maddelerinin bulundurulması veya kullanımı yasaktır. Resmî federasyonun bağlı olduğu doping sistemi ile NPC organizasyonu çatışırsa, bakanlık bu konuda müdahil olabilir. Nitekim uzmanlar, Türkiye'de resmi federasyonun IFBB (klasik) ve WADA sistemine bağlı olması nedeniyle NPC tarzı bir etkinliğin aynı ülkede WADA sistemiyle çakışma yaratacağını vurgulamıştır. Bu da bakanlığın doping denetimi bakımından NPC'yi dolaylı olarak sınırlayabileceğini gösterir. Kısacası, bakanlığın NPC üzerindeki denetim yetkisi sınırlandırılmış olsa da, hukuka aykırı bir durum olduğunda yaptırım uygulama (izin iptali, yasal işlem başlatma) ve genel spor düzenini koruma adına gözlem yetkisi bulunmaktadır.


Uluslararası Organizasyonlarla İlişkisi ve Kamu Tüzel Kişiliği Meselesi

NPC, uluslararası alanda IFBB Professional League ile bağlantılı bir organizasyondur; bu yapı, dünya genelinde profesyonel vücut geliştirme yarışmalarını düzenleyen özel bir organizasyondur. IFBB Pro League veya NPC Worldwide, hiçbir ülkede kamu otoritesi statüsünde değildir – bunlar uluslararası özel hukuk tüzel kişileridir. Benzer şekilde, doping konusunda otorite olan Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (WADA) da bir devlet kurumu değil, İsviçre hukukuna göre kurulmuş uluslararası bağımsız bir vakıf/dernek niteliğindedir. Yani WADA'nın ve IFBB Pro League'in kendileri kamu tüzel kişiliği taşımaz; bunlar hükümetler arası anlaşmalar veya IOC inisiyatifiyle oluşturulmuş olsa da hukuki statüleri özel hukuk kuruluşu şeklindedir. Bu bağlamda, NPC'nin IFBB Pro League ile ilişkisi ona Türkiye'de herhangi bir resmi ayrıcalık veya tüzel kişilik kazandırmaz. NPC, uluslararası bir özel organizasyonun Türkiye ayağı olarak faaliyet gösterme girişimidir. Resmi federasyon olan TVGFB ise Uluslararası Vücut Geliştirme ve Fitness Federasyonu'nun (IFBB Amateur/Elite) üyesidir ve WADA koduna tâbidir. Sonuç olarak NPC'nin uluslararası bağlantıları (IFBB Pro League, NPC Worldwide) kamu otoritesi değil özel organizasyon ağı niteliğindedir; WADA gibi kurumlar da ancak ulusal mevzuata yansıtıldığı ölçüde etkili olur. Bu nedenle NPC'nin bu kuruluşlarla ilişkisi, Türkiye'de hukuki statüsünü resmîleştirmez veya kamu tüzel kişiliğine dönüştürmez.


NPC’nin Türkiye’deki Hukuki Statüsü


1. TVGFB ve NPC: Hukuki İlişki ve Çatışmalar

Türkiye Vücut Geliştirme Federasyonu (TVGFB) resmi spor otoritesi olarak vücut geliştirme sporunun tüm faaliyetlerini yürütme ve düzenleme yetkisine sahiptir. Bu federasyon, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı idari ve mali özerk bir spor federasyonudur ve ülke çapında branşın tek yetkili kuruluşudur. NPC (National Physique Committee) ise uluslararası IFBB Pro League’e bağlı, ABD merkezli özel bir vücut geliştirme organizasyonudur. NPC, Türkiye’de resmî statüye sahip bir spor federasyonu değildir; herhangi bir kamu yetkisi bulunmaz ve milli sporcu yetiştirme veya milli takım oluşturma yetkisi yoktur. Bu temel fark, iki yapı arasında hukuki çatışmaların kaynağını oluşturur.

Yetki Çakışması: TVGFB, kanunen vücut geliştirme branşındaki tüm ulusal faaliyetleri düzenleme tekelini elinde tutar. Buna karşın NPC, Türkiye’de özel yarışmalar düzenleyerek fiilen aynı branşta etkinlik göstermektedir. Bu durum, otorite çatışmasına yol açmaktadır: TVGFB, NPC’nin düzenlediği organizasyonları kendi yetki alanına müdahale olarak görmektedir. Nitekim uluslararası IFBB (Amatör) yönetimi, NPC’nin Türkiye’de faaliyet göstermesini “mevcut otoriteyi sarsacak” bir girişim olarak nitelemiş ve engellenmesi yönünde tavır almıştır. TVGFB de NPC yarışmalarına karşı sert bir tutum almış, yarışmaların yapılması halinde ağır disiplin yaptırımları uygulanacağını duyurmuştur (örneğin, IFBB uluslararası merkezinin “Türkiye’de böyle bir yarışma gerçekleşirse ağır yaptırımlar olacaktır” şeklindeki açıklaması federasyonda yer almıştır). Bu söylem, resmi federasyonun kendi otoritesini korumak adına NPC’ye karşı hukuki ve idari tedbirler alabileceğini gösterir.

Disiplin ve Yaptırımlar: Fiilen, TVGFB – Bakanlık işbirliğiyle – NPC faaliyetlerine katılan sporcu ve antrenörlere karşı disiplin cezaları uygulamaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın yönlendirmesiyle, federasyon NPC ile ilgili tanıtım yapan veya bu organizasyona katılan sporcuların federasyon faaliyetlerinden men edileceğini açıklamıştır. Örneğin, sosyal medyada NPC yarışmalarını destekleyen bazı sporcuların lisansları askıya alınmış veya gelecekteki ulusal müsabakalardan men edilecekleri yönünde uyarılar yapılmıştır. Sonuç olarak, resmi federasyon ile NPC arasındaki ilişki rekabet ve çatışma eksenindedir. TVGFB, kanuni tekelini korumak için NPC’yi “yetki aşımı” olarak değerlendirirken; NPC tarafı ise özel bir organizasyon olarak hareket ettiğini, federasyon statüsünde olmadığını vurgulayarak kendini savunmaktadır.


2. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Özel Organizasyonlara Müdahale Yetkisi

Türkiye’de spor faaliyetlerinin devlet adına düzenlenmesi görevi Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndadır. Bakanlık, resmî spor federasyonları üzerinde hem denetim hem de yaptırım uygulama yetkisine sahiptir. 7405 sayılı Kanun’a göre Bakanlık, spor federasyonlarının her türlü işlemini denetleyebilir, hukuka aykırılıklar tespit ettiğinde sorumlulardan zararı tahsil edebilir ve gerektiğinde disiplin soruşturmaları başlatabilir.

Özel organizasyonlar (NPC gibi) bakımından Bakanlığın rolü dolaylı olsa da, hukuki araçları mevcuttur: Kanun, bir spor branşında faaliyet gösterme ve yarışma düzenleme yetkisinin, Bakanlığın yazılı izni veya ilgili spor federasyonunun onayı olmaksızın kullanılamayacağını öngörmektedir. Eğer herhangi bir kişi veya grup, Bakanlık/federasyon izni olmadan bir spor müsabakası düzenler ve kendisini federasyon gibi tanıtacak unvan veya tanıtımlar kullanırsa, bu durum suç sayılmıştır. Özellikle 7405 sayılı Kanun md. 47/f.6, Bakanlık veya ilgili federasyonun şikâyeti üzerine, “spor dalının düzenlenmesi ve yürütülmesine ilişkin olarak izin almaksızın faaliyette bulunan” ve kendisini spor federasyonu gibi lanse eden kişilerin 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabileceğini hükme bağlamıştır. Bu düzenleme, Bakanlığın NPC gibi organizasyonlara cezai yaptırım uygulatma imkânı olduğuna işaret eder.

Bakanlık ayrıca, resmi federasyonlar aracılığıyla idari ve disipliner müdahalelerde bulunabilir. TVGFB örneğinde görüldüğü gibi, Bakanlık NPC konusunda federasyona talimat vererek, sporcuların cezalandırılmasını sağlamıştır. Federasyonlar, kendi talimatları uyarınca lisanslı sporcularının izinsiz organizasyonlara katılmasını yasaklayabilir ve bunu disiplin cezası gerektiren bir fiil sayabilir. Nitekim Bakanlığın da desteğiyle, NPC yarışmalarına katılan veya bunları teşvik eden antrenör ve sporculara hak mahrumiyeti (yarışmalardan men, lisans iptali vb.) uygulanacağı duyurulmuştur. Bu, Bakanlığın dolaylı da olsa NPC üzerindeki etkisini göstermektedir.

İdari ve Cezai Boyut: Özetle, Gençlik ve Spor Bakanlığı NPC gibi özel organizasyonlara doğrudan lisans verme veya tanıma yetkisi kullanmaz, zira bu yapılar resmî spor mevzuatının içinde değildir. Ancak Bakanlık; kolluk kuvvetleri, savcılık ve federasyon işbirliğiyle idari tedbirler (yarışma engelleme, salon tahsis etmeme, tanıtımın yasaklanması gibi) alabilir ve gerektiğinde cezai süreçleri başlatabilir. Özellikle yukarıda bahsedilen Kanun md.47 kapsamındaki suç duyurusu mekanizması, NPC organizatörlerinin veya katılımcılarının Bakanlık/federasyon şikâyetiyle adli takibata uğramasını mümkün kılar. Bunun gerçekleşmesi halinde savcılık soruşturması açılıp, yargılama neticesinde hapis veya adli para cezası verilebilecektir.

Ayrıca doping denetimi konusunda da Bakanlık dolaylı müdahale yetkisine sahiptir. Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu (TDMK) ve WADA kodu çerçevesinde, Bakanlık tüm resmi spor müsabakalarında doping kontrolünü zorunlu tutar. Eğer özel bir organizasyon bu denetime tabi değilse, Bakanlık bunu spor düzenine aykırı görerek federasyonu uyarabilir. Nitekim spor otoriteleri, “doping denetimi yapılmayan bir yarışmaya izin veren bir federasyonun kapatılma riskiyle karşılaşacağını” belirterek bu konuda sıfır tolerans politikası uygulandığını vurgulamıştır. Bu açıklama, Bakanlığın sporun genel düzenini (kamu düzenini) korumak adına doping gibi konularda da özel organizasyonlara müdahil olabileceğini göstermektedir.


3. 7405 Sayılı Kanun Kapsamında Özel Spor Organizasyonları

7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu, adından da anlaşılacağı üzere esasen spor kulüpleri, spor anonim şirketleri ve spor federasyonlarının yapısını, kuruluşunu, işleyişini düzenlemektedir. Kanun, Türkiye’de sporun örgütlenmesine dair kamu hukuku çerçevesini çizerken özel organizasyonlardan açıkça bahsetmemektedir. Yani, bu kanun kapsamında NPC gibi bağımsız ticari/özel organizasyonlar doğrudan tanımlanmamıştır. Kanunun amacı, spor faaliyetlerinin devlet gözetiminde ve federasyonlar aracılığıyla yürütülmesini sağlamaktır; ancak “özel etkinlikleri yasaklayan” bir hüküm barındırmaz. Nitekim uzmanlar, “7405 sayılı Spor Kanunu, özel organizasyonu yasaklayan bir kanun değildir. Bu kanun, federasyonları ve kamu spor düzenini tanımlar” diyerek, NPC gibi yapıların bu kanunun kapsamı dışında kaldığını belirtmektedir.

Tanımlar ve Kapsam: Kanun’un 2. maddesinde “spor faaliyeti” ve “spor federasyonu” tanımları önemlidir. Spor faaliyeti, Bakanlık veya ilgili spor federasyonu tarafından düzenlenen ya da izin verilen müsabakalar ve bunların hazırlık çalışmalarını ifade eder. Buna göre NPC’nin kendi düzenlediği bir yarışma, resmî anlamda “spor faaliyeti” olarak kabul edilmez, zira ne Bakanlık ne de TVGFB tarafından izinlendirilmiştir. Spor federasyonu ise kanunla veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan, organları seçimle gelen, idari ve mali özerkliğe sahip federasyonları ifade eder. NPC, bu tanıma uymadığı gibi, Türkiye’de bir federasyon olarak da kurulmamıştır. Dolayısıyla NPC, 7405 sayılı Kanun’un tanımladığı kurumsal yapılardan biri değildir ve kanunun doğrudan muhatabı olmaz.

Kanun’da özel organizasyonlardan bahsedilmemesi, bu tür organizasyonların bütünüyle serbest olduğu anlamına gelmez. Yukarıda değinilen md.47 gibi hükümler, resmî spor düzenine paralel yapılar oluşturulmasını dolaylı olarak sınırlandırmaktadır. Ancak bu sınırlandırma, temel olarak “kendini federasyon gibi gösterme” veya izin almadan resmi müsabaka düzenleme fiillerine yöneliktir. NPC Türkiye organizasyonu, kendi duruşunu Kanun karşısında şöyle konumlandırmaktadır: özel bir şirket/marka etkinliği olarak, resmî unvan dağıtmadan (örneğin “Türkiye Şampiyonu” unvanı vermeden), milli takım iddiası olmadan ve federasyon ismini kullanmadan faaliyet göstermek. Bu şekilde hareket edildiğinde, NPC’nin varlığı 7405 sayılı Kanun’daki federasyon sistemiyle hukuken çakışma oluşturmaz. Gerçekten de NPC, devletten herhangi bir ayrıcalık veya yetki talep etmeden, tıpkı özel bir spor salonu turnuvası veya fitness fuarı etkinliği gibi kendi kurallarıyla organizasyon yapmaktadır. Kanun, bu tür özel etkinlikleri kapsamadığı için, NPC doğrudan 7405 sayılı Kanun’un düzenleme alanı içinde değildir.

Özetle, 7405 sayılı Kanun NPC gibi yapıları ne açıkça tanır ne de açıkça yasaklar. Yalnızca, sporun resmi organizasyon şemasını tanımlayıp, bunun dışına çıkanlara belirli müeyyideler öngörür. NPC bir spor kulübü olmadığı için kulüplerle ilgili hükümlere tabi değildir; bir spor federasyonu olmadığı için de federasyon hükümlerine tabi değildir. Bu statü belirsizliği, NPC’nin hukuki durumunu gri bir alana itmektedir. Tamamen özel hukuk hükümlerine (şirket, dernek veya ticari organizasyon mevzuatına) tabi olarak faaliyetini sürdürür. Nitekim spor hukukçuları, “Türkiye’de sporun hukuki çerçevesini belirleyen 7405 sayılı Kanun, özel etkinliği yasaklamaz. ... NPC tamamıyla özel bir organizasyondur” diyerek bu durumu özetlemektedir.


4. NPC’ye Karşı Öne Sürülen Hukuki Argümanlar ve Yanıtları

Türkiye’de NPC’nin faaliyetlerine muhalif olan çevreler birkaç temel hukuki argüman ileri sürmektedir. Bunlar sırasıyla “Federasyon gibi davranma”, “Kamu düzenine aykırılık”, “Doping denetimsizliği” ve “Lisanssızlık” iddiaları olarak özetlenebilir. Aşağıda her bir iddia ele alınmış, dayanakları ve karşı argümanlar hukuki açıdan değerlendirilmiştir:

  • Argüman 1 – Federasyon Gibi Davranma: NPC’nin, sanki resmi bir federasyonmuş gibi ülke çapında şampiyona düzenlemesi, kupa ve unvan dağıtması hukuka aykırı görülmektedir. Eleştiri, NPC’nin bir spor federasyonu olmadığı halde “Türkiye Şampiyonası” gibi ifadeler kullanarak veya milli sembollerle etkinlik yaparak, 7405 sayılı Kanun md.47/6’e aykırı davranabileceği yönündedir. Kanun uyarınca, izin almaksızın spor dalında faaliyet yürüten ve kendini spor federasyonu gibi tanıtan kişiler suç işlemiş sayılır. Dolayısıyla NPC’nin böyle bir izlenim yaratması halinde cezai sorumluluk doğabilir.Yanıt: NPC Türkiye temsilcileri bu iddiayı, organizasyonun federasyon olmadığı ve böyle bir iddiasının bulunmadığı savunmasıyla çürütmektedir. NPC, etkinliklerinde resmi unvanlar dağıtmamaya özen gösterdiğini, örneğin kazananlara “NPC şampiyonu” dense de bunun devlet tarafından tanınan bir “Türkiye Şampiyonu” unvanı olmadığını vurgular. Nitekim NPC’nin hiçbir kamu otoritesi veya bakanlık logosu kullanmadığı, yalnızca kendi marka logosuyla etkinlik yaptığı görülmektedir. 7405 sayılı Kanun md.47/6’nın amacı, kamuyu yanıltacak şekilde federasyon görüntüsü verenleri cezalandırmaktır; NPC eğer bu sınırı aşmazsa (örneğin adında “Federasyon” kelimesini kullanmamak, resmi milli takım oluşturduğunu iddia etmemek gibi), doğrudan bu madde kapsamına girmeyecektir. Uzman bir spor hukukçusunun belirttiği gibi, “NPC bir spor federasyonu değildir. Kamu yetkisi yoktur. Millî sporcu üretmez. Millî semboller kullanılsa da bu durum hukuki statüsünü değiştirmez”. Bu değerlendirme, NPC’nin yalnızca özel bir şirket/marka olarak faaliyette bulunduğunu ve hukuken “federasyon gibi davranma” yasağını ihlal etmediğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, NPC’nin kendisini resmî federasyonla karışacak şekilde sunmadığı sürece bu argüman hukuken zayıflamaktadır.

  • Argüman 2 – Kamu Düzenine Aykırılık: Bazı çevreler NPC’nin etkinliklerini sporun kamu düzenine aykırı, “paralel federasyon” niteliğinde faaliyetler olarak tanımlamaktadır. Bu argümana göre, spor alanında devletin tanıdığı tek yapı olan TVGFB varken, onun dışında bir organizasyonun ulusal müsabaka yapması, spor alanında kaos ve çift başlılık yaratır. Özellikle milli bayrak, ülke ismi kullanımı gibi unsurlar kamuoyunda resmîlik algısı doğurarak kargaşaya yol açabilir. Hatta bu durumun, 5253 sayılı Dernekler Kanunu kapsamında kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği bile öne sürülebilir (örn. izinsiz yarışma düzenlemenin idari makamlarca engellenmesi gerektiği iddiası).Yanıt: Hukuken “kamu düzenine aykırılık” oldukça istisnai ve ağır bir ithamdır; spor alanında bunun karşılığı genellikle şiddet, usulsüzlük veya toplum sağlığına tehdit gibi olgulardır. NPC yarışmaları ise düzenli salon etkinlikleri olup kamu güvenliğini tehdit eden bir yön bulunmamaktadır. Yasal boşluk nedeniyle NPC’nin faaliyetleri net bir düzenlemeye tabi olmasa da, varlığı tek başına kamu düzenini bozmaz. Nitekim 7405 sayılı Kanun, özel spor etkinliklerini yasaklamamakta, sadece bunların resmi yapılarla karıştırılmamasını şart koşmaktadır. Eğer NPC organizasyonları gerekli mercilerden genel etkinlik izinlerini alarak (yerel idarelerden salon kiralama izni, emniyet tedbirleri vb.) yapılıyorsa, kamu otoritelerinin bunları keyfi olarak “düzeni bozuyor” diye durdurması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz. Kaldı ki benzer özel organizasyonlar farklı branşlarda da yapılmaktadır (örneğin bazı dövüş sporlarında resmi federasyon dışı gala geceleri, powerlifting veya strongman gibi henüz federasyonu olmayan branşlardaki yarışmalar). Bunların hepsi, belirli şartlara uyulduğu müddetçe meşru görülmektedir. NPC de ticari bir spor etkinliği olarak bu kapsamdadır. Dolayısıyla kamu düzenine aykırılık iddiası hukuken ikna edici değildir; zira NPC, devletin spor düzenine alternatif bir kamu otoritesi oluşturma iddiasında olmayıp, sadece özel sektör faaliyeti yürütmektedir.

  • Argüman 3 – Doping Denetimsizliği: En sık dile getirilen eleştirilerden biri, NPC yarışmalarında doping kontrolü yapılmamasıdır. TVGFB ve destekçileri, Türkiye’nin WADA (Dünya Dopingle Mücadele Ajansı) Kodu’na taraf olduğunu, dolayısıyla ülkede yapılan tüm ciddi spor müsabakalarında doping testinin şart olduğunu belirtirler. NPC ise IFBB Pro League’e bağlı olmakla birlikte WADA kodunu uygulamamaktadır; yarışmacılarından doping testi talep edilmediği, bunun da “temiz spor” ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Hatta bu durum, “kamu sağlığına ve spor etiğine tehdit” olarak sunularak, NPC’nin yasaklanma gerekçesi yapılmak istenmiştir. Örneğin bazı federasyon yetkilileri, “doping denetimi yapılmayan bir yarışmaya izin veren bir federasyon kapatılma riskiyle karşı karşıyadır” diyerek NPC yarışmalarına izin verilemeyeceğini vurgulamıştır. Bu, devletin dopinge sıfır tolerans politikası ile tutarlıdır.Yanıt: Doping meselesi hem etik hem hukuki açıdan ciddidir; ancak NPC’ye özgü bir sorun değildir. Öncelikle, NPC’nin doping testine tabi olmaması, hukuken doğrudan bir suç teşkil etmez. Zira doping kullanımı, spor mevzuatı bakımından suç değil disiplin ihlalidir ve sporculara yaptırım uygulanabilmesi için onların bir federasyona bağlı olması gerekir. NPC sporcuları ise federasyon denetiminde olmadıkları için, doping yapsalar bile TVGFB tarafından cezalandırılamazlar (federasyon lisansları yoksa). Elbette eğer yasadışı madde temini veya satışı varsa, bu genel ceza kanunu kapsamında suç olabilir; ama bu risk tüm spor camiası için geçerlidir. Öte yandan, NPC’de doping kontrolsüzlüğünü eleştiren resmi çevrelerin kendi sicilleri de mükemmel değildir. IFBB (uluslararası amatör federasyon) bile son yıllarda doping denetimi konusunda ciddi sorunlar yaşamış ve Ekim 2022’de WADA tarafından uyumsuz (non-compliant) ilan edilmiştir. WADA’nın IFBB’yi denetleyip bir dizi ihlal tespit etmesi, aslında resmi federasyon sisteminde de doping sorununun sürdüğünü göstermiştir. Dolayısıyla “NPC doping kontrolü yapmıyor” eleştirisi tek taraflı kalmakta, resmi sistemin de eleştiriden vareste olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki NPC, son dönemde imajını düzeltmek adına “NPC Worldwide Natural” adı altında doping kontrollü yarışmalar düzenlemeye başlamıştır. IFBB Pro League bünyesinde “natural” kategorilerde yarışan sporcular için belirli yasaklı madde süreleri ve test prosedürleri getirildiği NPC kurallarında yer almaktadır. Yani NPC de tamamen denetimsiz kalmak istememekte, en azından özel “doğal” yarışmalar yaparak doping kullanımını ayrı bir kulvarda tutmaktadır. Sonuç olarak hukuken, doping kontrolü eksikliği NPC’yi doğrudan yasaklama gerekçesi yapılabilecek bir husus değildir. Bu konu daha çok etik ve spor politikası düzleminde bir tartışmadır. Kanun açısından bakıldığında, doping ihlalleri federasyonlar üzerinden takip edilir; NPC’de yarışan lisanssız sporcular ise federasyon dışında kaldıkları için burada bir norm boşluğu oluşmaktadır. Bir spor hukukçusunun ifade ettiği üzere, NPC’yi “doping kontrolsüz” diye engellemek tutarsız bir tablo oluşturur; zira IFBB’nin uluslararası merkezi bile doping konusunda sorunlar yaşamaktadır. Bu nedenle, doping argümanı NPC’nin Türkiye’de hukuki statüsünü belirlerken tek başına belirleyici olamaz.

  • Argüman 4 – Lisanssızlık ve Sporcu Yetişiminin Denetimsizliği: TVGFB cephesi, NPC’nin faaliyetlerini eleştirirken resmî sporcu lisansı olmadan yarışma yapıldığını, bunun genç sporcuları kayıt dışı ve güvencesiz ortama çektiğini iddia etmektedir. Federasyon ekosisteminde sporcular lisans alarak kayıt altına alınır, sağlık kontrolleri yapılır, sigorta ve benzeri haklardan yararlanabilirler. Oysa NPC yarışmalarına katılanlar federasyondan izin/çıkış almadan, lisanssız şekilde sahneye çıkmaktadır. Bu durumda ne sporcu güvenliği (örneğin sağlık denetimleri), ne antrenör kalifikasyonu, ne de hakem standartları garanti altındadır. Ayrıca resmi federasyonda yıllarca emek veren sporcuların, kolay yoldan NPC üzerinden “IFBB Pro Card” almaya çalışması haksız rekabet olarak da sunulmaktadır. Kimi yorumcular bu durumu, “kaçak güreş” benzetmesiyle, resmi güreş federasyonundan kaçıp merdivenaltı turnuva yapmak şeklinde eleştirmektedir.Yanıt: Lisans meselesi, aslında kanunların değil federasyon iç mevzuatının bir konusudur. Türkiye’de sporcu lisansı almak zorunluluğu, sadece federasyonun resmi müsabakalarına katılmak isteyenler için geçerlidir. Herhangi bir bireyin, üyelik veya lisans olmadan özel bir yarışmaya katılması yasak değildir; yeter ki o yarışma kanuna aykırı başka bir yön taşımıyor olsun. NPC organizasyonu, katılımcılardan kendi bünyesinde bir üyelik (NPC üyelik kartı) talep edebilir ancak bu devletin tanıdığı bir lisans değildir. Hukuki olarak, NPC’de yarışan sporcular “amatör sporcu” statüsündedir ve kendi rızalarıyla yarışırlar. İş sağlığı ve güvenliği açısından organizatörün sorumluluğu olsa da (örneğin yarışma sırasında bir sakatlık olursa genel hükümlere göre sorumluluk değerlendirilir), federasyon lisansı olmaması sporcunun tüm haklarından mahrum kalacağı anlamına gelmez. Zaten birçok NPC sporcusu halihazırda spor salonu üyelikleri veya özel sigortalar yoluyla temel güvencelere sahip olabilmektedir. Maddi boyutta ise, resmi federasyonun gelirlerinin bir kısmı lisans ve vize ücretlerinden oluşur; NPC bu gelirden pay almadan sporcu çektiği için federasyon açısından bir kayıp söz konusu olabilir. Ancak bu, hukuken yaptırım gerektiren bir durum değil, rekabet sorunudur. Eğer bir sporcu, TVGFB lisansından feragat edip NPC’de şansını denemek istiyorsa, bu kendi tercihidir. Bu tercihin sonucu olarak o sporcu, resmi ulusal şampiyonalara katılamama veya milli takıma seçilememe gibi bedelleri göze alır, fakat bunun ötesinde bir yaptırımla karşılaşmamalıdır (federasyonun disiplin cezası vermesi hariç). Hukuken lisanssızlık bir suç değildir; sadece spor federasyonu bağlamında hak mahrumiyetine yol açar. Nitekim 7405 sayılı Kanun, sporcu lisansını sadece federasyon düzenine tabi bir kavram olarak ele alır ve lisanslı sporcuların başka bir federasyon etkinliğine izinsiz katılmasını engelleyen hükümler bulunmaktadır. Ancak NPC federasyon dışı olduğu için, lisanslı sporcu NPC’ye katılırsa federasyon onu cezalandırabilir, lisanssız sporcu katılırsa federasyonun muhatabı olmaz. Sonuç itibariyle, lisanssızlık argümanı NPC’yi doğrudan yasadışı kılmaz; sadece resmi yapının dışına çıkan sporcular için bazı riskler barındırır. Bu riskleri de sporcular kendi iradeleriyle üstlenmektedir.

Özetle, NPC’ye yöneltilen hukuki argümanların her biri, Türkiye’nin mevcut spor mevzuatı ve politikası çerçevesinde değerlendirildiğinde mutlak engel teşkil etmemektedir. “Federasyon gibi davranma” iddiası, NPC’nin dikkat edeceği dil ve tanıtım stratejileriyle bertaraf edilebilir; “kamu düzeni” iddiası somut bir tehlikeye dayanmadığından hukuken zayıftır; “doping” iddiası önemli olmakla beraber resmi yapının da sorunu olduğu için tek taraflı işlememektedir; “lisanssızlık” ise hukuki boşluk alanıdır ve yaptırıma konu değildir. Bu nedenle, NPC organizasyonunun Türkiye’de tamamen yasaklanmasını gerektirecek bir hukuki durum bulunmadığı söylenebilir. Her bir argüman, NPC tarafından hukuki dayanaklarla çürütülebilmektedir.


5. NPC’nin Türkiye’de Faaliyet Gösterebileceği Hukuki Sınırlar

NPC, Türkiye’de resmî bir federasyon olarak değil, özel bir organizasyon/şirket olarak varlık gösterebilir. Hukuken bu faaliyet birkaç temel sınıra tabidir:

  • Tüzel Kişilik ve Ticari Statü: NPC’nin ülkemizdeki temsilciliği, bir dernek ya da federasyon olarak değil genellikle bir şirket veya marka temsilciliği olarak kurulmalıdır. Örneğin, NPC’nin Türkiye ayağını organize edenler, bir spor organizasyon şirketi ya da bir ticari işletme (örneğin bir etkinlik organizasyon firması) kurarak çalışabilir. Bu şirket, genel hükümlere (Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu vs.) tabi olacak; vergi verme, izin alma, sözleşme yapma bakımından herhangi bir şirket gibi işlem görecektir. Marka tescili açısından da “NPC Türkiye” ifadesi bir ticari marka olarak tescil ettirilebilir, yeter ki bu marka kamuoyu nezdinde devlet bağlantılı bir kurum algısı yaratmasın.

  • İzin ve Bildirimler: Her ne kadar NPC etkinlikleri spor federasyonundan izin almak zorunda olmasa da, genel kolluk ve idare bakımından gereken izinler alınmalıdır. Örneğin büyük bir vücut geliştirme yarışması düzenleneceği zaman, etkinlik yapılacak salon için yerel makamdan (belediye veya valilik) uygunluk alınması, güvenlik önlemlerinin planlanması, belki sağlık personeli bulundurulması gerekebilir. Eğer etkinlik bir fuar kapsamında yapılıyorsa (nitekim 2025 Expo Sport İzmir gibi fuarlarda NPC yarışmaları düzenlenmiştir), fuar yönetimi ve ilgili mercilerle koordinasyon sağlanmalıdır. Bu şekilde NPC, etkinliğini genel hukuk düzeni içine oturtarak sorunsuz icra edebilir. Ancak Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan veya TVGFB’den resmî bir onay alamayacağı açıktır – zaten NPC de böyle bir resmi onay talebinde bulunmamaktadır. Buradaki kritik husus, yarışmaların tanıtımında veya sonucunda resmî unvan/ödül intibası verecek ibarelerden kaçınılması ve varsa uluslararası IFBB Pro League onayının vurgulanmasıdır. Yani NPC Türkiye’de kendi yarışmasını yaparken, bunu “IFBB Pro League Pro Qualifier” şeklinde sunabilir, fakat “Türkiye Vücut Geliştirme Şampiyonası” gibi bir ad kullanmamalıdır.

  • Federasyon İddiasından Kaçınma: Yukarıda da ayrıntılı değinildiği gibi, NPC asla kendini bir federasyon olarak tanımlamamalıdır. Resmi yazışmalarda, reklam materyallerinde “Federasyon” kelimesi veya TVGFB’nin alanına giren ifadeler kullanılmamalıdır. Örneğin, NPC yarışmaları sonrası kazanan sporculara resmi milli forma giydirilmesi, İstiklal Marşı töreni vb. yapılması bile dışarıdan bakanlık/federasyon gözlemcileri tarafından hoş karşılanmayabilir. Bu tür sembolik uygulamalarda hassas davranılmalı, NPC’nin etkinliğinin bir “show” veya “özel yarışma” olduğu açık tutulmalıdır. Nitekim bir spor hukukçusu, “Yedi bin dört yüz beş sayılı kanun, özel organizasyonu yasaklayan kanun değildir… Seyirci algısı, alkış veya millî duygular, bir etkinliği resmî kılmaz” diyerek, NPC’nin coşku yaratmak için milli sembolleri kullansa bile bunun hukuki statüsünü değiştirmeyeceğini belirtmiştir. Bu anlayışla, NPC yalnızca IFBB Pro League’in Türkiye ayağı olarak kendini sunmalı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir spor kurumu izlenimini verecek davranışlardan uzak durmalıdır.

  • Sporcu ve Antrenörlerin Durumu: NPC bünyesinde faaliyet gösterecek sporcuların resmî federasyonla ilişkilerini düzenlemeleri gerekir. Eğer sporcular TVGFB lisansına sahipse, NPC yarışmasına katılmadan önce federasyondan izin almak zorundadırlar; aksi halde disiplin cezasıyla karşılaşabilirler. Uygulamada TVGFB, böyle bir izni vermemekte, hatta talep edenlerin lisansını iptal etme yoluna gitmektedir. Bu nedenle NPC’de yarışmak isteyen sporcular genellikle ya hiç TVGFB lisansı çıkarmamış amatörler ya da o yıl federasyonla ilişkisini kesmeye razı olan atletlerdir. Hukuken sporcuların bu tercihi yapma hakkı vardır; zira Anayasa’nın temel haklar bölümünde çalışma hürriyeti ve sözleşme serbestisi kapsamında, kişi istediği organizasyona katılabilir. Ancak spor mevzuatı, bir federasyonun “çift dikiş” yapılmasını engellemesine de cevaz vermektedir (yani aynı anda hem resmi hem gayriresmi yerde yarışma yasağı). Sonuçta sporcular açısından NPC’de yarışmak yasal bir hak ihlali doğurmaz, sadece resmi statülerini riske atar. Antrenörler ve hakemler için de benzer şekilde, federasyon tarafından tanınan belgeleri varsa, NPC’de görev alırlarsa bu belgeleri askıya alınabilir. Bu riskler, tamamen federasyon içi düzenlemelerden kaynaklanır ve NPC’nin kendi içinde bunlara dair bir sorumluluğu yoktur. Yine de NPC organizasyonu, sporcularını ve görevlilerini bu konuda bilgilendirerek, ileride hukuki ihtilaf çıkmaması için dikkatli olmalıdır.

  • Uluslararası Bağlam ve WADA Uyumu: NPC Türkiye, küresel IFBB Pro League sisteminin bir parçasıdır. IFBB Pro League uluslararası alanda prestijli olsa da, WADA’ya uyumlu bir yapılanma değildir. Bu nedenle NPC Türkiye’de doping testleri resmi kurumlarca yapılmaz. Ancak Türkiye, WADA sözleşmelerine taraf olduğu için, doping maddelerinin kullanımını ve özellikle de dağıtımını engellemek devlet politikasıdır. NPC’nin hukuki sınırlarından biri de burada belirir: Yarışmalarında yasaklı madde kullanımını alenen teşvik etmemek ve eğer mümkünse doping testini teşvik etmek. NPC tamamen özel bir organizasyon olduğu için, WADA kodunu uygulama zorunluluğu yoktur; ama örneğin “Natural” kategoriler düzenleyerek en azından imajen bu eleştiriye yanıt verebilir. Uluslararası alanda da WADA, IFBB (amatör) ile Pro League ayrımına dikkat çekmiş ve IFBB amatör kanadını uyumsuz ilan ederek yaptırımlar uygulamıştır. Bu durum, Türkiye’de de yakından izlenmektedir. NPC organizatörlerinin, uluslararası doping kural ve uygulamalarını tamamen göz ardı etmeden, işbirliğine açık bir tutum sergilemeleri, uzun vadede hukuki kabul edilebilirliklerini arttıracaktır. Örneğin, yarışma öncesi sporculardan sağlık raporu istemek, yasadışı madde kullanmama taahhütnameleri almak gibi uygulamalar yapılabilir.

Sonuç olarak, NPC Türkiye ancak “özel hukuk” zemini üzerinde faaliyet gösterebilir. Bir özel şirket gibi vergi verir, fuar veya salon etkinliği olarak izinler alır, reklamlarını yapar. Devletin spor federasyonu hiyerarşisine dâhil olmadan, kendini alternatif bir yol olarak sporseverlere sunar. Bunu yaparken 7405 sayılı Kanun’un çizdiği sınırlara riayet ettiği sürece (yani devlete ait yetkileri kullandığı izlenimini vermediği sürece) hukuken varlığı mümkündür. Elbette pratikte TVGFB ve Bakanlık engelleriyle karşılaşabilecektir; ancak bu engeller idari veya siyasi nitelikte olup, yargı denetimine tabi olacaktır. Eğer NPC organizatörleri hakkında md.47/6 gereği bir ceza soruşturması açılırsa, mahkeme somut olgulara bakacaktır: Gerçekten federasyon gibi mi davrandılar, yoksa sadece bir özel yarışma mı yaptılar?. Bu ayrım iyi ortaya konursa, NPC lehine karar çıkma ihtimali yüksektir.

Değerlendirme: Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı, spor alanında tekelci bir kamu düzeni modeli benimsemiş olsa da, boşluklardan yararlanarak özel girişimlere imkân tanımaktadır. NPC de bu boşlukta filizlenen bir girişimdir. Hukuken yaşayabilirliğini sürdürmesi için şeffaf, dürüst ve ölçülü bir profil çizmesi şarttır. İzin almadan federasyon kurmaya teşebbüs etmediği, resmi ünvanları gaspetmediği, genel kanunlara uyduğu sürece NPC’nin faaliyeti kanunlara aykırı değildir. Nitekim uygulamada 2023-2024 yıllarında NPC’nin Türkiye’de bazı etkinlikleri Expo Sport gibi uluslararası fuarların parçası olarak gerçekleştirilmiş ve ciddi bir hukuki yaptırımla karşılaşılmamıştır. Bu da gösteriyor ki, NPC’nin varlığı hukuken mümkündür, yalnız mevcut sistemle çatışmaya girmeden kendi kulvarını koruması gerekmektedir.


Uluslararası bağlantı açısından, NPC’nin IFBB Pro League çatısı altında olması, sporculara alternatif bir kariyer yolu sunmaktadır. WADA kodu ve uluslararası sözleşmeler, devletlerin resmi spor yapısını bağlar; NPC gibi yapılar ise bu ağın dışındadır. Ancak NPC organizasyonunun da evrensel “fair play” ve sağlık ilkelerine uygunluk göstermesi, kendini uzun vadede kabul ettirebilmesi için önemlidir. Türkiye’deki hukuki statüsünü sağlamlaştırmak adına NPC, belki ileride resmi otoritelerle temas kurup belli konularda (örneğin doping eğitim programları, genç sporcuların hakları vs.) işbirliği yapmanın yollarını arayabilir. Şu anki durumda ise tamamen özel bir şirket olarak, ticari gösteri modelinde faaliyetlerine devam etmektedir. Bu modele hukukun çizdiği sınırlar net: Kamu otoritesi taklidi yok, resmi unvan yok, devlet yardımı veya tesis tahsisi talebi yok, sadece gösteri ve rekabet var. Bu şartlara uyulduğu müddetçe NPC’nin Türkiye’de var olması ve sportif etkinlikler düzenlemesi hukuken olanaklı görünmektedir.

Kaynakça: Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı (7405 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler), yargı içtihatları, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile TVGFB açıklamaları ve talimatları, WADA ve IFBB Pro League uluslararası düzenlemeleri ile spor hukuku uzmanlarının yorumları derlenerek hazırlanmıştır. Belirtilen bilgiler, güncel yasal çerçeve ve içtihatlar ışığında objektif bir analize tabidir. Yararlandığımız kaynaklardan bazıları, kanun maddeleri ve uzman görüşlerine ilişkin alıntılar şeklinde rapora işlenmiştir. Bu kapsamlı değerlendirme, NPC’nin Türkiye’deki hukuki durumunu çok yönlü olarak ortaya koymaya çalışmıştır.


Sonuç

NPC, Türkiye'de hukuken bir spor federasyonu sayılamaz. 7405 sayılı Kanun kapsamında NPC'ye herhangi bir resmî yetki veya tekel hakkı tanınmamıştır; dolayısıyla kamu gücü kullanan, resmi unvanlı bir kuruluş değil, özel bir organizasyondur. NPC'nin etkinlikleri, kanun dışı veya yasaklanmış faaliyet kapsamında değerlendirilemez çünkü Türk spor mevzuatı, prensip olarak özel organizasyonların yarışma düzenlemesini mutlak olarak yasaklamamıştır. Yasak olan, bunu izinsiz ve kendini federasyon gibi göstererek yapmaktır – aksi halde gerekli mercilerden izin alındığı takdirde özel yarışmalar yapılabilir. NPC, resmi federasyon statüsünde olmadığı için elbette düzenlediği müsabakalar resmî Türkiye şampiyonası niteliğinde olmaz ve bakanlık/federasyon nezdinde sportif bir sonuç doğurmaz. Ancak bu durum, NPC faaliyetinin suç veya yasak olduğu anlamına gelmez. Türkiye hukuk sisteminde NPC'nin organizasyonları, özel hukukun ve rekabetin konusudur; ilgili kanun hükümlerine uyulduğu müddetçe (örneğin, yanıltıcı unvan kullanmama, doping mevzuatına riayet etme, gerekli izinleri alma) NPC'nin varlığı ve faaliyetleri yasal sınırlar içinde yapılabilir. Sonuç olarak NPC, Türkiye'de resmî bir federasyon olmadığı ve kamusal yetki kullanmadığı için, özel sektör inisiyatifindeki bir spor organizasyonu olarak kabul edilir ve bu haliyle yasaklı bir faaliyet olarak değerlendirilemez.

Yorumlar


bottom of page